“Her şeyi, bizzat itibarımızı alıyorlar ve sonrasında verdikleri her şey bir hediye gibi geliyor.”
Bu kasabada kadınlar lanetliydi, tehlikeliydi. Erkeklere yanlış kararlar verdirecek, onları baştan çıkaracak sihirleri vardı. Bu sihri atmaları gerekiyordu bu sebeple 16 yaşına gelen bütün kızlar 1 sene için kasabadan sürülüyordu; bu sene Erdem Yılı’ydı. Onun hakkında konuşmak ise kesinlikle yasaktı. Sırlar vardı… Erdem kızlarının gözlerinde gizlenen sırlar. Tierney kendi erdem yılı yaklaştıkça bu sırları açığa çıkarmak için oldukça kararlıydı.
Yıllar önce konusunu bir yerde okumuş ve tamamiyle büyülenmiştim. Sadece konusuyla bile beni kendine çekmiş ve gördüğüm günden beri aklımdan çıkmamıştı. Baskısı tükendiği için bir türlü alamamıştım taa ki bu seneye kadar. Bazı kitapları siz ne kadar okumak isteseniz de onlar kendi vakitlerinin gelmesini bekliyor sizi bulmak için, bu kitap da beni en doğru zamanda yakaladı. Açıkçası konusu fazlasıyla ilgi çekici olduğu için ilk başta okumaya biraz çekinmiştim; ‘ya konusunu sevdiğim kadar kitabı beğenmezsem?’ diye düşünmüştüm. Yazarın böyle bir konuyu harcamasından korkmuştum ama o kadar beğendim ki.
Konusu kadar yazarın anlatış tarzını da sevdim; empati yapıyorsunuz, öfkeleniyorsunuz, duygulanıyorsunuz, huzursuz oluyor ve geriliyorsunuz okurken. Kış bölümüne kadar yavaş yavaş okudum ama o bölümden sonra asla elimden bırakamadım kitabı. O kadar gerildim ki bitirmeden içimin rahat etmeyeceğinin farkındaydım. Okumaya devam etmeme rağmen yeri geldi durup soluklanmak, başka şeylerle kafamı meşgul etmek zorunda kaldım. Sonunda ise tamamen tatmin olmuştum ama bir yandan da duvarı izleyip hayatı sorgulamaya başlamıştım.
Spoiler vermeden kitabı daha nasıl anlatabilirim bilmiyorum, bu incelemeyi yazabilmek için de kitabı bitirdikten sonra