Merve

Merve
@merrve__
"Kitap bir limandı benim için, kitaplarda yaşadım. Ve kitaplardaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim."
6/10
·144 syf.··
2026 8. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 17:54
“Hayatta başarılı olamadınız mı? Bize gelin, ölümünüzü başaracaksınız.” Etrafımızda yaşamımızı en iyi şekilde sürdürebilmek için birçok işletme mevcut. Her türlü ihtiyacımızı karşılamaya yetiyorlar üstelik. Peki ya ölümümüzü seçebileceğimiz, bize olanaklar sunan bir dükkanı hiç hayal ettiniz mi? İntihar Dükkanı hayatını sonlandırmaya karar vermiş bütün insanlara kapısını sadece bir kereliğine açan bir yer; ikinci kez çalmanıza gerek kalmıyor zaten. Zehirler, ipler, şekerler ve hayal dahi edemeyeceğiniz daha birçok şey… Tüm bunlar arasından nasıl ölmek istediğiniz de sizin son seçiminiz olacak. Bu dükkanı işleten Tuvache ailesi nesillerdir bu işle ilgilenmekte, Mishima ve Lucrèce de bu görevi kendi çocuklarına teslim etmek istemektedir. Büyük oğulları Vincent ve kızları Marylin tam da bu işe uygun olarak depresif ve hayattan hiçbir beklentileri olmadan büyütülmüşlerdir. Ama küçük oğulları Alan bir bebekken bile etrafa gülücükler saçan ve hayata hep pozitif tarafından bakan biri olmuştur. Jean Teulé ile tanışma kitabım oldu kendisi ve söylemeliyim ki gerçekten kendine has bir üslubu var. Çoğu sayfada kitabın genel hatlarını takip ediyormuşum gibiydi, cümlelerin derinine inemedim. Zaten kısa bir kurgu olduğundan yazarın dilini çözene kadar bir bakmışım son sayfayı çevirmişim. Bu yüzden hâlâ net bir düşüncem oluşmadı kitap hakkında. Konusunu duyup ben bu kitabı okumalıyım diyerek almıştım, alışılmadık konuları hep sevmişimdir. Okudukça anlamaya çalıştığınız, her şeyi apaçık önünüze sermeyen bir kurgu.
İntihar DükkânıJean Teule · Sel Yayıncılık · 202417,7bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
6/10
·312 syf.··
2026 7. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 20:31
“Hayat hem güzel hem çirkin, bizim de madalyonun iki yüzüyle birden yaşamayı ve karanlıktaki ışığı görmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Dünya Güzel Çirkin, ilişkiler Güzel Çirkin, insanlar Güzel Çirkin. Bunu anlamak hayatı yaşamayı kolaylaştırıyor.” Yazar Grady Green hayatının en heyecan verici haberini bekliyordu; bir çoksatan yazar olup olmadığını öğrenecekti. Bu büyük haberi beklerken karısının araba kazası yapıp ortadan kaybolmasıyla günü tepetaklak olur. Karısının kayboluşundan sonra kendine gelemeyen yazara menajeri bir adaya çekilip yalnız kalmasını tavsiye eder, hem belki bu sayede kendini toparlayıp yeni kitabını yazmaya başlayabilir. Bu ada Amberly Adası’dır. Grady adaya gider fakat adada ne telefon çekiyordur ne sinyal vardır ne de muhatap olabileceği herhangi düzgün birileri. Herkes ve her şey bir parça gizemlidir… Yazarın ilk Ne Yaptığını Biliyorum kitabını okuyup çok sevmiştim. Bu yüzden yeni çıkan kitabını da hemen okumak istedim fakat bu sefer beklentimin çok çok altında kaldı. Konu bakımından güzeldi ama işlenilememiş. Bölümler zaten kısa kısa olduğu için okutuyor kendini fakat bu da bir bütünlük olmasını zorlaştırmış; parça parça bir şeyler okuyoruz sadece. Ters köşe olmadım beklediğim kadar gerilmedim de. Yazar bir taslak çizmiş ama olayları birbiriyle mantık çerçevesinde birleştirememiş.
Güzel ÇirkinAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20251,902 okunma
8/10
·57 syf.··
2026 5. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2026 17:16
Bazen insan sadece kendisiyle yüzleşmek için, kendi duygularının farkına varabilmek için yazmaya sürükleniyor. Bu mektup Franz Kafka’dan babasına yazılmış olabilir ama karşı tarafa hitap etmekten ziyade bir iç döküş, bir yakarış. Mektubu okurken Kafka’nın iç dünyasında neler yaşadığını da görebiliyoruz. Çocukluğunun ve yetiştirilme tarzının onu hayatı boyunca nasıl etkilediğinin, hayatına nasıl yön verdiğinin bir yansıması adeta. Ve bunu o kadar sahici ve içten bir dille yapmış ki, sizde kendinizden parçalar bulabiliyorsunuz anlattıklarında. Babası ile olan ilişkisine ve babasının otoritesine bağlamış her olayın sonunu Kafka; ben şöyle yaptım çünkü sen çocukluğumda bana bu şekilde davrandın, ben böyle biri oldum çünkü senden örnek aldım vs cümlelerine sıkça rastlıyoruz. Ben bir yerden sonra kendi benliğini oluşturamayıp günah keçisi arayan bir adam görmeye başladım. Olamadığı insan yüzünden babasını suçlamış, ona atmış bütün yükü. Oysa insan olacağı kişiyi kendisi seçmez mi? Biz sadece ailelerimizin bize sunduklarından ve dayattıklarından mı ibaretiz? Kafka’yı tanımak ve diğer eserlerini daha iyi kavramak için güzel bir kitap.
Duygu ve Düşünce
Babaya MektupFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202254bin okunma
9/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2026 23:00
“Her şeyi, bizzat itibarımızı alıyorlar ve sonrasında verdikleri her şey bir hediye gibi geliyor.” Bu kasabada kadınlar lanetliydi, tehlikeliydi. Erkeklere yanlış kararlar verdirecek, onları baştan çıkaracak sihirleri vardı. Bu sihri atmaları gerekiyordu bu sebeple 16 yaşına gelen bütün kızlar 1 sene için kasabadan sürülüyordu; bu sene Erdem Yılı’ydı. Onun hakkında konuşmak ise kesinlikle yasaktı. Sırlar vardı… Erdem kızlarının gözlerinde gizlenen sırlar. Tierney kendi erdem yılı yaklaştıkça bu sırları açığa çıkarmak için oldukça kararlıydı. Yıllar önce konusunu bir yerde okumuş ve tamamiyle büyülenmiştim. Sadece konusuyla bile beni kendine çekmiş ve gördüğüm günden beri aklımdan çıkmamıştı. Baskısı tükendiği için bir türlü alamamıştım taa ki bu seneye kadar. Bazı kitapları siz ne kadar okumak isteseniz de onlar kendi vakitlerinin gelmesini bekliyor sizi bulmak için, bu kitap da beni en doğru zamanda yakaladı. Açıkçası konusu fazlasıyla ilgi çekici olduğu için ilk başta okumaya biraz çekinmiştim; ‘ya konusunu sevdiğim kadar kitabı beğenmezsem?’ diye düşünmüştüm. Yazarın böyle bir konuyu harcamasından korkmuştum ama o kadar beğendim ki. Konusu kadar yazarın anlatış tarzını da sevdim; empati yapıyorsunuz, öfkeleniyorsunuz, duygulanıyorsunuz, huzursuz oluyor ve geriliyorsunuz okurken. Kış bölümüne kadar yavaş yavaş okudum ama o bölümden sonra asla elimden bırakamadım kitabı. O kadar gerildim ki bitirmeden içimin rahat etmeyeceğinin farkındaydım. Okumaya devam etmeme rağmen yeri geldi durup soluklanmak, başka şeylerle kafamı meşgul etmek zorunda kaldım. Sonunda ise tamamen tatmin olmuştum ama bir yandan da duvarı izleyip hayatı sorgulamaya başlamıştım. Spoiler vermeden kitabı daha nasıl anlatabilirim bilmiyorum, bu incelemeyi yazabilmek için de kitabı bitirdikten sonra
1000Kitap
Erdem YılıKim Liggett · Yabancı Yayınları · 20221,705 okunma
10/10
·576 syf.··
2026 1. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2026 00:00
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde klişesi ile başlamamıştı bu hikaye. Uzak diyarlarda yaşayan bir prens değildi Murathan. Ben de beyaz atlı prensini bekleyen prenses olmamıştım hiçbir zaman. Pamuk ve Kepçük olarak başlamıştık bu hayata. Saç baş kavga eden, tekme tokat birbirine giren ama birbirini asla bırakmayan iki çocuktuk. Sonra büyümüştük. Tutkuyla seven Murathan ve Gökçen olmuştuk.” İnsanın kendini ait hissettiği, evi gibi benimsediği yerden ayrılması zor olur her defasında. Ne zamandır kitapları sadece okuyup geçiyordum bilmiyorum, çoğu kitapta anlatılanlar bana ulaşmıyordu bile. Gökçen ise bu zinciri kırdı, beni yanlarına çekti. Bak biz buna üzülüyoruz, bunlara gülüyoruz diyerek anlattı bana her şeyi, ev oldu. Ama her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi bu güzel şeyin de sonuna geldik. Öncelikle söylemeliyim ki dili çok akıcıydı, kendini okutturuyordu. Ama benim bu seride en sevdiğim şey samimi olmasıydı. Ütopik şeyler anlatmıyordu bize, aksine hayatın içinden bir kesit gibiydi. Gökçen, Barbaros, Bilge, Zülfikar’la sokakta denk düşebilirdik mesela. Murathan için aynı şeyi söyleyebilir miyim bilmiyorum zira onun kadar mükemmel bir adamla henüz tanışma fırsatım olmadı… Bir sayfada gülerken diğer sayfaya geçince hüzünleniyorduk. Lore bütün duyguları yedirmiş bu seriye. Ev gibi, onlardan biriymişim gibi hissetmem bundandı. Çok geniş bir evren, fazlaca karaktere sahip ama hiç biri geri planda kalmamış. Hepsinin bir görevi var sanki kurguda; Zülfük güldürüyor, Barbo aşk acısı çektiriyor, Timur düşündürüyor, Aybüke hüzünlendiriyor… Ve daha sayamadığım nicesi. Hepsini okumaktan ayrı ayrı keyif aldım. Bittiği için hüzünlüyüm ama öyle güzel bitti ki gözüm asla arkada kalmadı. Bülbül Kapanı I için de ayrıca heyecanlıyım. Murathan ve Gökçen’i orada görebileceğim
Alıntı
Gökçen 4Loresima · Ephesus Yayınları · 20253,132 okunma