Kisa avrupa tarihi, isminin hakkini veren bir kitap olmus. Avrupa tarihi olabilecek en kisa sekilde ozetlendikten sonra her bolumde ayri bir acidan (din, siyaset, halk vs) konuyu derinlestirmeyi amaclamis. Bunu yaparken kisi, savas ve olaylardan ziyade fikirlerle ve akimlarla avrupayi anlatmayi basarmis. Avrupanin "icadi" olan rönesans, reform, aydinlanma, romantizm gibi kavramlari bu kitapla daha iyi anlamis oldum.
Tek yildizi kiriyorum zira avrupanin hic günahi yokmus gibi avrupa ve ozellikle ingiltere (yazar avustralyali) oldukca yüceltilmis. Yazarin avrupa tarihinde kinadigi tek olay nazizm. Sömürgecilik, emperyalim sözcükleri kitapta bir kere bile gecmiyor. Eski kita avrupanin aydinlanmaci tarafini takdir ederken madalyonun öbür yüzüyle yüzlesmeyip halinin altina süpürmüs. Bu eksigine ragmen avrupa ile ilgili gayet akici ve keyifli bir kitap.
Babylon Berlin dizisinin methini duydugum icin kitabini okumaya karar vermistim. Kitap bittikten sonra harcadigim zaman icin üzgünüm, keske dizisini izleseymisim. Temposu bu kadar dusuk bir polisiye okudugumu hic hatirlamiyorum. Kitabin en büyük artisi 1920ler Almanya atmosferini ve nazizmin ayak seslerini arka plana güzelce yedirmesi ki ben daha fazlasini da okumak ogrenmek isterdim
Birkac hikaye hosuma gitti. Yazarin üslubu da özgün ama hayata dair ufak detaylar, cocukluk anilari ve birkac modern aforizma bir kitabi benim gözümde iyi yapmiyor. Buna ragmen özgünlügü ve siirselligi icin baska kitaplarini (hikaye olmayan) hala okumak isterim.