Asıl derdi olan seyahat zevkini tatmin etmek için orada kalmış. Sonunda nerede öleceğine aldırmamış, bununla ilgili çok sevdiği iki söz var: 'Gömülmemiş ölülerin üstünü örten gökyüzüdür' ve, 'Cennete istediğin yoldan gidebilirsin.'
Kapandı sonsuzluğa delikanlının badem gözleri, ama, son bir defa yonttu tanrı sevgilisinin yüzünü ruhunun derinliklerine. Düştü cansız başı Apollo'nun kollarından yeşil çimenlere, lekeledi üç damla kan toprağın can yeşilini ecel kırmızısına.
Haset ve umut kardeştiler... Umudun kırıntısının bile olduğu yerde haset kıvılcımlarının belirmesi kolaydı; çünkü haset imrendiklerine ulaşma umuduyla beslenir ve harekete geçerdi. Haset erişilebilir hedefini yakalayamadığında kendini yer bitirirdi; ama, umut yok olduğunda haset tembelleşir, arzu ettiğinden gitgide uzaklaşır ve yavaş yavaş ölürdü.
Ama nankördü insanoğlu; şımardı ve bir tuttu kendini Tanrılarla. Başladı âhkam kesmeye ateşin verdiği güçle. Affetmedi Tanrılar Tanrısı Zeus Prometheus'u ve verdi ona cezaların en büyüğünü, en korkuncunu. Sonsuza dek çiviletti onu hiçbir varlığın ayak basmadığı ıssız bucaksız uçurumun kayasına.
Ve eridi zamanla aşkından zavallı Ekho, ta ki eti kemiği yok olana dek. Geride kaldı bir tek, ıssız dağları tekrarlarla inleten hüzünlü ve acınası sesi.