Sisli gecede derinden ve boğuk bazen de çekiç darbesi gibi gürültülü insan sesleri yükseliyordu. Genelde çok net duyulan kilise çanı bu sefer paslanmış ve kısık geliyordu. Islak bir karanlık kendisiyle dünya arasında duruyordu.
Züleyha, Yusuf'a bir mektup yazmaya başlayınca Yusuf diye başladı, Yusuf diye bitirdi. Gördü ki hitaptan öteye geçemedi. Anladı ki aşkın nâmesinde ser-nâmeden öte kelâm yok. Ve Züleyha'nın lügatinde Yusuf'tan öte sözcük yok.
Züleyha henüz bir kadının bir erkeğe bağlanabileceği o en gizemli ama en düz ve sığ sarmaşıkla dolandığından Yusuf'un dallarına; aşkın bir ihsan yolunun acılı başlangıcı olduğunu bilemedi ve ona sahip çıkamadı.
Hayatlarında bir şekilde ölümle bir araya gelmiş insanların hallerinin kısa öyküler şeklinde anlatıldığı bu kitapta İnci Aral, ölümü bir geçiş olarak kurguluyor. Tasvirleri çok gerçekçi, bazı sayfalar ise tüyler ürpertici.