Meğer gelecek denilen o bulanık, o belirsiz perdenin bilinmeden kalması en büyük nimetmiş. Geçmişin net anılarını her gün içinde taşımak, geleceği fazla düşünmek ruhunu altüst ediyordu.
"Düşünceleri daima isabetli olan amcam
bir gün beni sokakta durdurup sordu:
'Zebaninin cehennemdeki ruhlara nasıl
işkence ettiğini biliyor musun?’
'Hayır/ dediğimde, 'Onlan bekletir/
diye yanıtladı.”
Cari Jung
Yalnızlıktan kaçarken, tekbaşınalık şansınızı yitirirsiniz, insan ancak son toplamda iletişime anlam ve öz kazandıran o ulvi koşul içinde ‘zihnini toplayabilir’ ölçüp biçebilir, düşünüp taşınabilir ve yaratabilir. Dahası, hiç tatmadığınız için, mahrum kaldığınız, kaybedip elinizden kaçırdığınız şeyin ne olduğunu hiç bilemeyebilirsiniz.