Kitabı az önce bitirmenin hüzünü ile yazıyorum bu yazıyı. Okumadan önce hikayesini duyduktan sonra ne kadar beni etkiler ki demiştim. Yanıldığımı son hücrelerime kadar hissettim. Eski dönem insanlarını, aşklarını, arkadaşlıklarını, sevgiyi ve buna benzer pek çok güzel duygu ile kitabı resmen yaşadım. Yeri geldi İstanbul sokaklarında Mevlut ile boza sattım, yeri geldi acılarına kayıplarına beraber ağladım, sinirlendim. Ama yinede çok şey öğrendim. Çok şey kattım kendime Mevlut’den. Bir kitap bu kadar mı güzel anlatılır yahu. Bitmemesi için sürekli uzatmaya çalıştım ama son sayfaları su gibi akıp gitti. Olaylar ve anlatılma şekli o kadar etkiledi ki beni etkisinden ne zaman çıkarım bilmiyorum. Kalbimde her zaman yer edinecek birisi olarak bu kitapta en çok sevdiğim kişi olan Rayiha’yı anmadan geçmem istemiyorum. Canım Rayiha sen hayat yolumda bana ışık tutmuş birisi olarak her zaman kalbimde kalacaksın... Kafamda Bir TuhaflıkOrhan Pamuk
Şehre söylemek, duvarlara yazmak istediği şey şimdi aklına gelmişti işte. Bu hem resmî, hem şahsi görüşüydü; hem kalbinin hem de dilinin niyetiydi: “Ben bu âlemde en çok Rayiha’yı sevdim.” dedi Mevlut kendi kendine.
Rayiha gibi o da hayatının en mutlu günlerini yaşadığını anlayacak kadar akıllı olduğu ve mutluluğu da hiçbir vicdan azabının gizlemeyeceği kadar büyük olduğu için, bu duygunun daha derinden gelen bir kaynağı olduğunu seziyordu: Hak etmediği halde yanlışlıkla Cennet’e kabul edilmiş gibi hissediyordu kendini.
Her şeyle alay edenler ne gerçekten âşık olabilir nede gerçekten Allah’a inanabilirler. Çünkü onlar mağdurdur. Oysa âşık olmak Allah’ı sevmek gibi öyle ilahi bir duygudur ki insanın tek bir takıntısı kalmıyor, kızın kendisi hariç.