Sonra da aşkın sarhoşluğuyla kalkıp yumuşak, ıslak kumlarda yürüdük. Biraz dolaştıktan sonra döndük ve seviştiğimiz yere geldik. Ama ortada bir şey kalmamıştı. Oraya hiç gelmemişiz, saatlerce sevişmemişiz gibiydi. Ne sevişmeden, ne de gezintiden bir iz olsun kalmamıştı. Her şey kaybolmuştu. Kum temiz ve dümdüzdü. Oraya yüzyıllardır kimse uğramamıştı sanki. Hafif rüzgar ve yükselen dalgalar her şeyi yok etmiş, ortadan kaldırmışlardı. Hayat da buydu işte; ıslak, sıcak ve sonsuz bir kumdaki bir sevişme gibi... sonradan rüzgar ve dalgaların gelip izlerini ortadan kaldırdıkları bir sevişme...