mervaize

mervaize
@mervaize
#freepalestine #doğutürkistandazulümvar
Bu yönüyle keder, canlılığımızın bir alameti gibi, ne yani dünya o kadar acı, vahşet ve zalimlikle tıka basa doluyken ağız dolusu gülmeye devam edebilir miyiz? Bir ıstırap bizim en yakınımıza kadar sokulmadı diye onu yok sayabilir miyiz? Dünyanın bütün feryatlarını duyan biri , başını çevirip gidemiyorsa erdemli bir keder ona yoldaşlık ediyor demektir. Erdemli keder: Değiştiremediğim her kötülük karşısında kalbim hüzünle çarpar. Bir başkasının acısı, gücüm onu değiştirmeye yetmiyorsa beni hayatın olağan neşesinden alıkoyar. Ahlaki bir duyarlılık olarak keder. Bir merhamet olarak doğan keder bizi ötekinin acılarına açar ve o acıları dindirmek için harekete sevk eder. Merhamet bütün diğer erdemlerin önüne geçer çünkü o, benliğin eriyip gittiği bir sevgidir, orada ben yok ama sen vardır. Kederle birlikte kendi egomuzu aşar, kendi öz kimliğimizin dar sınırlarından ötesine bakmaya başlarız. Varlığın içine gizlenmiş faniliği, kederle birlikte daha bir fark eder ve dikkatimizi acıya batmış bir dünyaya yöneltiriz. Kederli insan, başkalarının iniltilerini hemen işitir. Şeylerin geçiciliği dünyanın güzelliğini daha yakından görmemizi sağlar, öyle ki ıstırabın yol kestiği bir dünyada ram olacağımız bir yer, tutunacağımız bir dal varsa o da güzelliktir.
Sayfa 136
Reklam
Ölümün farkındalığı ölümden önceki hayatı da daha doğru yaşayabilmek için bize bir imkân veriyor. Sözün tam da burasında, hayatı daha sakin ve anlamlı yaşayabilmek için bir reçete paylaşmak istiyorum, bugünlerde böyle formüller pek revaçta, basit olmasına basit ama belki de hakikat basit ve sade olanda gizlidir. 1) Sessiz ol. Zihnine bir fırsat ver. İçini genişlet. 2) Bilinçli bir şekilde nefes al ve ver. Aldığın her nefesin farkında ol. Ânı genişlet. 3) Tefekkür etmek için vakit ayır. Vakti olgunlaştır. 4) Tek başına sakin zaman geçir. Zamanı genişlet. 5) Düşünce ve fikirlerini bir köşeye yaz, Zihninigenişlet. 6) Çiz, resim yap veya elinle bir şeyler inşa et. 7) Şarkı söyle. Dua oku. Zikret. Ruhunu genişlet 8) Yürü yerek gidebileceğin her yere yürüyerek git. Ufkunu genişlet. 9) Kendi mahalleni yürüyerek tanı. Evinin etrafındaki insanları, dükkânları, zenginliği fark et. İçini genişlet. 10) Bir yabancıya gülümse. Bu sana hiçbir şeye mal olmaz. Ama gününü daha güzel geçirmeni sağlar. 11) Başkalarıyla konuşmak için bir fırsat yarat. Çevreni genişlet. 12) Yanından geçip hiç uğramadığın bir parka veya bir mabede gir. Orada ruhunu dinlendir. Bir mezarlığa git, evvel gidenlere selam ver, onlarla konuş. 13) Kendini doğaya bırak. Tabiatta bir yürüyüş yap, yaprakları eline al, toprağı okşa, bir ağacı sev. O ağacı yeşerteni sev. 14) Süpermarketteki metal arabayı sürmek yeri ne yerel üreticilerin pazarına git ve gıdanı onlardan temin etmeye çalış. Hoş beş et, onların hikâyelerine misafir ol.
Sayfa 131
İlerleyen yaşın ölüme dair farkındalığı çoğalttığı, ölümün hayata tutulan bir deniz feneri olduğu, hayat ve ölümün birbirine katılmaktan özge bir dileğinin bulunmadığı coğrafyalarda, yaşlılık hep selamlanmıştır. Yaşlıların eli bu yüzden öpülür ve bayram günleri en yaşlının evi bu yüzden ilk emirde ziyaret edilir. Yaşantıya, tecrübeye, bilgiye ve bilgeliğe hürmet, kadim medeniyetlerin geleneğidir. O yüzden bu topraklarda yaşlanmak "başlanmaktır.
Sayfa 118
Bu yazıya Richard Sennett'in Saygı adlı kitabının epigrafından cümlelerle başladım. Daha güzel sözcüklerim olmadığı için, yine o epigrafin cümleleriyle bitiriyorum: "Çoğu açlıklar gibi, saygı kıtlığı da insan yapımıdır; yiyeceğin aksine saygının hiçbir maliyeti de yoktur. O zaman niçin saygı bu kadar kıt olsun ki?"
Sayfa 113
Modern dünyada dikkate almamız gereken seçenekler artmıştır ve reddettiğimiz seçenekler, tüm albenileriyle bize uzaktan göz kırpmaya devam etmektedir Aklımız onlarda kaldığı için, seçtiğimiz şeyden sağladığımız doyum azalmaktadır. Seçmediğimiz alternatifleri ve onların muhtemel getirilerini zihnimizden atamadığımız için, seçtiğimiz şeyin bize yaşatacağı doyum yerine, seçmediklerimizin özlemiyle hayal kırıklığı hissederiz. Pek çok seçeneğe sahip olmanın bizi tedirgin etmesinin bir nedeni de, tercihlerimizin artık tamamıyla bizim sorumluluğumuzda olmasıdır. Başarılar da başarısızlıklar da artık imkânlarla değil bizim seçimlerimizle, kararlarımızla ilişkilidir; dolayısıyla muhtemel başarısızlıkların tek sorumlusu kendimiz oluruz. Başarısızlıklarımız için öne süreceğimiz bahaneler yoktur.
Sayfa 92
Reklam