Merve Aydın

Merve Aydın
@mervaydin
İçim de bir, dışım da bir, sen de ben, ben de sen, her melodi bir aslında görmek istersen... Onedio’da Yazio / Editör
yazar
İstanbul
İzmir, 16 Ekim
610 okur puanı
Haziran 2019 tarihinde katıldı
10/10
·240 syf.··
2025 1. kitabı
Uyuyunca Geçmeyen Şeyler Var, duyguların romanı değil, kalbin iç dökümü. Bir olay örgüsü bekleyen, karakter gelişimi arayan okuru en başta eli boş bırakıyor gibi yapıyor ama aslında tam tersine, seni hiç hazırlıklı olmadığın bir yerden yakalıyor. Çünkü bu kitap bir hikâye anlatmıyor; senin zaten yaşadığın ama hâlâ adını koyamadığın şeyleri, senin yerine söylüyor. Her yazı bir geceye sıkışmış gibi. Sanki sabaha çıkmadan önce zihninden geçen, ama kimseye anlatamadığın cümlelerin sayfalara dökülmüş hâli. Bazen bir iç konuşma, bazen bir mektup, bazen sadece yazılmak zorunda kalınmış bir yara. Hepsi tanıdık, hiçbiri sıradan değil. Karakter yok ama insanlar var. İsimsiz ama çok gerçek. Yazar “sen” diyor, ama o sesin kime gittiğini sen çok iyi biliyorsun. Bazı metinlerde çocukluğuna dönüyorsun, bazı cümlelerde kaybettiğin birini yeniden anıyorsun. Özellikle anneye yazılan bölümler göğüs kafesini daraltıyor. Çünkü orada yazan her şey, herkesin içini sızlatabilecek kadar evrensel ama bir o kadar da kişisel. Bu kitap okunmak için değil, hissedilmek için yazılmış. Her sayfa biraz daha içine çökerken, o duygunun tam tarifini buluyorsun: Geçmeyen şeyler, gerçekten de en çok sustuğun şeylerdir. Uyuyarak atlatamadığın her şey bu kitabın içinde bir yerden sana göz kırpıyor. Ve işin en garibi ne biliyor musun? Bitirdiğinde kendini toparlamış hissetmiyorsun. Aksine, dağılmış ama nihayet dürüst kalmış oluyorsun. Bu kitap insanı onarmıyor, sadece yalan söylemeden eşlik ediyor. Zaten bazı kitaplar iyi gelmez. Sadece “ben de böyle hissettim” dedirtir. Ve bu kitap, tam da o.
Roman
Uyuyunca Geçmeyen Şeyler VarCihad Kök · Arunas Yayıncılık · 202580 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
Bugün onun doğum günüydü ve kutlamak için daha iyi bir yer düşünemiyordu. Olmak istediği yerdeydi nihayet. “İşte, bu! Artık Moskova’dayım,” dedi Kaya. Doğum gününde kendine Moskova tatili hediye etmişti. Otobüs durağında tanıştığı Alexander ve Valentine oldukça tuhaf bir çift olmasına rağmen, Kaya’nın yardım talebini geri çevirmediler. Gideceği otelin yerini sorduğunda, çift onunla aynı trene binmesi gerektiğini söyledi ve serüven böylece başladı. Ancak Moskova’ya indikten sonra, istasyonda gördüğü büyüleyici güzellikteki kadının etkisinden kendini kurtaramadı. Kaya, rezervasyon yaptırdığı otele ulaştığında, otelde de bir dizi tuhaflıkla karşılaştı. Yerleştiği odanın perişan hali gözümde canlandı. Hikaye ilerledikçe, asıl olayların başladığı yere geliyoruz: Kaya, istasyonda gördüğü bu gizemli kızın peşine düşüyor. Onu bulmasına yardımcı olacak kişiler yine Alexander ve Valentine oluyor. Kız, Kaya’nın zihnini öylesine meşgul ediyor ki nasıl bulacağına dair düşüncelere kapılırken, Alexander bir öneride bulunuyor: “İstasyonda gördüğün tablonun önünde bekle,” diyor. Bu fikir işe yarıyor; çünkü Kaya, kızı gerçekten buluyor. Ancak asıl tuhaflıklar zinciri bu noktadan sonra başlıyor. Kaya, o otele yerleştiği andan itibaren zaten gizemli olayların farkına varmış durumda. Tuhaf rastlantılar, çevresindeki gizemli insanlar, oteldeki görevlinin sürekli Kaya’yı göz hapsinde tutması... İlerleyen sayfalarda, hikayenin ne kadar aksiyon ve macera dolu olduğunu daha net anlıyoruz. Bu noktada konuyla ilgili daha fazla detaya girmeyeceğim, fakat okurken epey kafa karışıklığı yaşayacağınız kesin. Ama korkmayın, finalde tüm sorularınızın cevabını alacaksınız. Kaya, Katya’yı bulduktan sonra kendini nasıl bir aksiyonun içerisinde bulacağını tahmin bile edemezsiniz.:) Dostluk temasının çok
Moskova FatihiMustafa S. Kurt · Orionebula Yayıncılık · 202417 okunma
9/10
·424 syf.··
2024 1. kitabı
Xiran Jay Zhao’nun “Demir Dul” adlı kitabı, Çin mitolojisi ve tarihinden esinlenen, distopik bir dünyada geçen epik bir hikaye sunuyor. Kitap, antik Çin hanedanlıklarını andıran bir toplumda, kadınların ikincil olarak görüldüğü bir dünyada baş karakter Zetian’ın intikam ve özgürlük arayışını anlatıyor. Zetian, erkeklerin egemen olduğu bu dünyada, kız kardeşinin ölümünden sorumlu tutulan erkek pilotu öldürmek için intikam yemini eder ve bu süreçte kendi gücünü keşfeder. Ana karakter Zetian, ailesinin ve toplumun dayatmalarına karşı koyan güçlü bir kadın figürü olarak öne çıkıyor. Kız kardeşinin intikamını almak için pilot olarak orduya katılan Zetian, gücünü ve kararlılığını kullanarak hem kendi kaderini hem de toplumun geleceğini şekillendirmeye çalışıyor. Zetian’ın partneri Li Shimin de Zetian gibi, sistemi sorgulayan ve kendi travmalarıyla yüzleşen bir karakter. Ayrıca, zengin bir aileden gelen Gao Yizhi, Zetian’ın çocukluk arkadaşı ve ona her durumda destek olan bir figür olarak karşımıza çıkıyor. Bu üçlü, kitap boyunca derin bir bağ ve karmaşık ilişkiler geliştiriyor. Kitap, toplumsal cinsiyet eşitsizliği, intikam ve adalet, güç ve kontrol gibi önemli temaları ele alıyor. Kadınların sistematik olarak baskılandığı bir dünyada, Zetian’ın mücadelesi, kadınların maruz kaldığı adaletsizliklere karşı bir direniş sembolü olarak öne çıkıyor. İntikam arayışı ise adalet kavramını sorgulamamıza neden oluyor; intikamın gerçekten adalet getirip getirmediği ve bunun bedelinin ne olduğu gibi derin sorularla yüzleşiyoruz. Gücün kimde olduğu ve nasıl kullanıldığı, kitabın ana temalarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Zetian’ın gücü keşfetmesi ve bunu kullanma şekli, bireysel ve toplumsal değişim için neyin gerekli olduğunu gösteriyor. Xiran Jay Zhao, kitabında oldukça akıcı ve
Demir DulXiran Jay Zhao · Yabancı · 0132 okunma
Puan vermedi
Kitap, hayatın karmaşıklıkları içinde ayrı düşen fakat video oyunlarına olan tutkularında birleşen Sam ve Sadie isimli iki karakterin hikayesini merkezine alıyor. Bu iki karakter, dostluk, aşk ve yaratıcılığın dönüştürücü gücünü keşfederken, neşe ve kalp kırıklığıyla dolu bir yolculuğa çıkıyorlar. Yazar, bu romanında, teknolojinin hızla ilerlediği ve insanların giderek daha fazla yalnızlaştığı bir çağda, ortak bir amaç etrafında toplanmanın ve aidiyet duygusunun önemini vurguluyor. “Yarın ve Yarın ve Yarın”, sadece bir genç yetişkin romanı olmanın ötesinde, okuyuculara hayatın ve sanatın iç içe geçtiği bir dünyada, başarı, şöhret, trajedi ve ikiyüzlülüğün tadını çıkarmayı öğreten bir eser. Kitabın çeviri hakları 20 dile satılmış ve Paramount Pictures tarafından film hakları rekor bir ücretle satın alınmıştır, bu da eserin uluslararası alanda ne kadar ilgi gördüğünün bir göstergesi. Kitabı okumak için birçok neden var; en başında, insan ilişkilerinin ve yaratıcılığın hayatımızdaki yerini yeniden değerlendirmemizi sağlayan derin bir hikaye sunması geliyor. Ayrıca, video oyunları ve sanal gerçeklik gibi modern zamanların önemli konularına değinmesi, bu eseri özellikle teknoloji ve oyun dünyasına ilgi duyanlar için kaçırılmaz kılıyor. Yazarın anlatımı, karakterlerin derinliği ve konunun güncelliği, bu kitabı okumanız için yeterli sebepler arasında sayılabilir. “Yarın ve Yarın ve Yarın”, hem edebi bir başarıyı temsil ediyor hem de günümüz dünyasında insanların nasıl bağ kurduğunu ve yaratıcılığın hayatlarımızı nasıl şekillendirebileceğini gösteren bir ayna işlevi görüyor. Bu yönleriyle, okuyuculara sadece bir hikaye anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda onları düşündürüyor ve ilham veriyor. Eğer siz de bu tür konulara ilgi duyuyorsanız, bu kitabı kesinlikle okumalısınız.
Yarın, ve Yarın, ve YarınGabrielle Zevin · April Yayıncılık · 2024299 okunma
7/10
·422 syf.··
2023 1. kitabı
"Zifiriyet Fabrikası" kitabının baş karakteri olan Rauf, hayatın içinde kaybolmuş bir adamdır. Evli ve iki çocuk babası olmasına rağmen alkolizm onu ele geçirmiştir. Sarhoş olduğu zamanlarda yaşadıklarını hatırlamaz ve bu durum onun hayatını bir çıkmazın içine sürükler. Rauf, bir veda mektubu yazarak evini ve ailesini terk eder. Mektupta sadece bir miktar para bırakır ve ardında büyük bir belirsizlik bırakır. Bir gün aşırı alkol aldığı bir günde ne olduğunu anlamadan kendini bir çöplükte bulur. Hayatı boyunca adeta bir bela gibi bir şehirden bir şehre sürüklenirken, ailesini geride bıraktığı günleri de kitabın yoğun anlatımlarla süslenmiş bölümlerinde okuyoruz. Kitap, bize sadece Rauf'un hayatını değil, ailesinin yaşadığı günleri de detaylı bir şekilde sunuyor. Bu anlatım tarzı, bana biraz Yeşilçam filmlerinin nostaljik tadını hatırlatıyor. Genel olarak kitap akıcı bir dille yazılmış, dili sade ve etkileyici.
Roman
Zifiriyet FabrikasıHakan Yücel · İkinci Adam Yayınları · 2020753 okunma