Merve Ayar Aslan

Merve Ayar Aslan
İnstagram; kitapsakini_
Kocaeli
9 Kasım 1994
138 okur puanı
Temmuz 2017 tarihinde katıldı
Puan vermedi·124 syf.··
2026 84. kitabı
Bu kitabı okurken sanki gece boyunca bir insanın zihninin içinde dolaştım… Ve kitap bittiğinde içimde garip bir yalnızlık hissi kaldı. Kısacık bir roman olmasına rağmen çok yoğun, çok derin bir okuma oldu benim için. Karayipler’de tropik bir adada yaşayan yaşlı anlatıcının, köpekleriyle birlikte sabahı beklediği o uzun gece boyunca; ölüm, geçmiş, yalnızlık ve insanın dünyadaki yeri üzerine düşündüklerini okuyoruz. Ama bu bir olay kitabı değil daha çok insanın kendi iç karanlığıyla yaptığı bir hesaplaşma gibi Beni en çok atmosferi etkiledi sanırım. Elinde içkisiyle gecenin seslerini dinleyen, anılarıyla boğuşan o anlatıcı… Doğa sürekli canlı ama insan gittikçe daha yalnız hissediyor. Kitapta sürekli bir “sona yaklaşma” hissi var. Sanki karakter sadece sabahı değil, hayatının sonunu da bekliyor… Bu yüzden her düşünce daha ağır, daha kırılgan geliyor Yazarın dili de çok etkileyiciydi. Bazı cümleler şiir gibi, bazılarıysa insanı rahatsız edecek kadar çıplak ve gerçek. Özellikle insanın doğayla ilişkisini anlatış biçimi çok farklı hissettirdi bana İnsanlardan uzaklaşma, yalnızlığı seçme ama yine de o yalnızlığın içinde kaybolma hâli… Okurken insan kendi iç sesini de daha çok duymaya başlıyor.. Kitap bana göre gece boyunca süren melankolik bir iç yolculuk gibi… Sessiz, karanlık ve düşündürücü bir kitap. Bitince insanda tuhaf bir boşluk bırakıyor
Sabahın KükreyişiTip Marugg · İdeal Kültür Yayıncılık · 202525 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·200 syf.··
2026 85. kitabı
İlk kez manga okudum ve açıkçası bu kadar seveceğimi hiç düşünmüyordum “Ölüm Busesi” resmen hem garip hem korkutucu hem de aşırı sürükleyici bir deneyim oldu benim için. Ama en çok çizimler etkiledi beni… Bazı sahneler gerçekten rahatsız edici derecede karanlık ve ürkütücüydü ama aynı zamanda aşırı estetik görünüyordu Özellikle karakterlerin yüz ifadeleri, gölgeler ve o gotik atmosfer baya büyüleyiciydi. Sayfaları çevirirken sürekli durup çizimlere baktım resmen Hikâyede ölüm, saplantı, gençlik kaosu ve korku iç içe geçmiş durumda. Karakterlerin hem gerçek dünyayla hem kendi karanlık taraflarıyla uğraşması mangaya çok tuhaf ama çekici bir hava katıyor. Bazen absürt, bazen rahatsız edici ama bir şekilde insanı içine çekiyor Serinin sıralaması aslında: Ölüm Arzusu → 1. kitap Ölüm Kafası → 2. kitap Ölüm Busesi → 3. kitap Ben sıralamaya göre okumamış olsam da dünyasını çok merak ettiğim için ilk kitabı da kesin okuyacağım Çünkü karakterlerin geçmişini ve olayların nasıl bu noktaya geldiğini daha çok görmek istiyorum. Mangadaki atmosfer bana eski korku filmleriyle punk/gotik estetiğin birleşimi gibi geldi. Hem eğlenceli hem huzursuz eden bir havası var. Özellikle korkuyu sadece jumpscare gibi değil, görsel atmosferle vermesi çok hoşuma gitti Kısacası bu kitap benim için manga dünyasına baya etkileyici bir giriş oldu… Karanlık atmosferi, ürkütücü çizimleri ve tuhaf enerjisiyle aklımda kaldı . . .
Zombie Makeout Club 3: Ölüm BusesiPeter Richardson · Eksik Parça Yayınları · 20264 okunma
Puan vermedi·368 syf.··
2026 92. kitabı
Kitabı okurken elimden bırakmakta gerçekten zorlandım Uzun zamandır beni bu kadar heyecanlandıran, sürekli “bir bölüm daha” dedirten bir bilimkurgu okumamıştım. Her sayfada yeni bir soru ortaya çıkıyor ve gerilim hiç düşmüyor. Hikâyenin merkezinde Jason Dessen var. Bir akşam sıradan hayatından koparılıp kendisini bambaşka bir gerçekliğin içinde buluyor. Ve tam bu noktadan sonra kitap beni tamamen ele geçirdi Çünkü Jason sadece evine dönmeye çalışmıyor; aynı zamanda “Ben kimim?” sorusunun cevabını da arıyor. Kendinizden bir iki değil de daha fazla olsa hepsi farklı bir dünya da ne hissederdiniz.? Kitabı okurken kendime sürekli şu soruyu sordum: “Ya hayatımda farklı bir seçim yapsaydım?” “Ya başka bir şehirde yaşasaydım?” “Ya bambaşka biri olsaydım?” Neler olurdu, nasıl olurdu..? Jason ve Daniela arasındaki bağ da hikâyenin duygusal tarafını oluşturuyor bence. Tüm o bilimsel teorilerin, paralel evrenlerin ve aksiyonun ortasında aslında çok insani bir hikâye var: Sevdiğin insan için ne kadar ileri gidebilirsin? En sevdiğim şeylerden biri de tempo oldu. Kitap bir an bile durmuyor. Bir yandan bilimkurgu, bir yandan gerilim, bir yandan da varoluşsal sorular... Blake Crouch bunların hepsini çok akıcı bir şekilde bir araya getirmiş. Bazı bölümlerde gerçekten nefesimi tuttuğumu fark ettim Ve o alternatif Jason’lar... Kitap ilerledikçe olayların aldığı hâl beni hem şaşırttı hem de ürküttü. Çünkü insan kendi hayatına dışarıdan bakmaya başlıyor. Bir seçimle değişebilecek onlarca, yüzlerce ihtimal düşüncesi uzun süre aklımdan çıkmadı. Kitabı okurken aklıma sürekli Gece Yarısı Kütüphanesi geldi. İki kitap farklı türlerde olsa da ikisinin de insanı alternatif hayatlar üzerine düşündüren bir tarafı var Kısacası: “Karanlık Madde” benim için sadece heyecanlı bir
Karanlık MaddeBlake Crouch · Doğan Kitap · 2018409 okunma
9/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 91. kitabı
2025 Booker Ödülü'nü kazanan “Beden”, bitirdiğimde uzun süre zihnimde dönüp duran kitaplardan biri oldu. Bu, büyük olaylarla değil; insanın içindeki boşluklarla, arzularıyla ve hayatın onu sürüklediği yönlerle etkileyen bir roman . Kitap, Macaristan'da mütevazı bir yaşam süren István'ın gençliğinden başlayıp yıllar boyunca değişen hayatını takip ediyor. Kitabın ilk 37 sayfası bazı okuyucuları rahatsız edebilir. István ilginç bir karakterdi. Çok konuşan, duygularını açıkça ortaya koyan biri değil. Hatta çoğu zaman hayatın onu sürüklediği yöne doğru gidiyor gibi görünüyor. Ama tam da bu yüzden gerçek geldi bana. Çünkü bazen insanlar seçim yapmaktan çok, başlarına gelenlerin içinde yaşamaya çalışıyorlar Kitabı okurken en çok düşündüğüm şey şu oldu: Bir insanın hayatını gerçekten kendi kararları mı şekillendirir, yoksa karşısına çıkan insanlar ve tesadüfler mi? István'ın gençliğinde yaptığı bir seçimden sonra hayatının bambaşka yönlere savrulmasını izlemek oldukça etkileyiciydi. Roman boyunca sınıf farkları, güç, para, aidiyet ve erkeklik üzerine sessiz ama güçlü bir sorgulama var. Macaristan'daki sıradan bir hayattan Londra'nın zengin çevrelerine uzanan yolculuk aslında sadece ekonomik bir yükseliş değil; insanın kendini arayışının da hikâyesi gibi geldi bana. En sevdiğim tarafı ise yazarın anlatımı oldu. Çok sade bir dili var ama o sadeliğin altında büyük bir ağırlık hissediliyor. Bazı cümleler sayfalarca anlatılabilecek duyguları birkaç satırda hissettirebiliyor. David Szalay daha önce de Booker adaylığı yaşamış bir yazar. Bu romanıyla 2025 Booker Ödülü'nü kazanarak ödülü alan ilk Macar-Britanyalı yazar oldu. Kısacası: “Beden”, olaylardan çok insanın iç dünyasını anlatan; başarı, arzu, yalnızlık ve aidiyet üzerine düşündüren bir roman oldu benim için.
BedenDavid Szalay · İthaki Yayınları · 2026273 okunma
8/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 89. kitabı
Hikâye Ankara Esenboğa Havaalanında geçiyor. O gün çalışan dört arkadaş Tunç, Rana, Emre ve Selim görevlerinin başlarına geliyorlar hepsi için sıradan bir gün ama bir anda olaylar değişiyor ve kulede kitli kalıyorlar dışarıyla iletişimleri sıfır sadece pilotlara irtibat kurabiliyorlar ve yanlış bir şey söyledikleri her an farklı bir cezayla karşılaşıyorlar. Uçak düştü mü düşecek mi çarptı mı çarpışacak mı çok gerildim. Kontrol kulesindeki atmosfer çok başkaydı.. Kapalı alan hissi, zamanla yarışma duygusu ve yapılan en küçük hatanın bile büyük sonuçlar doğurabilmesi baya gericiydi Karakterlerin psikolojisi de çok iyi yansıtılmıştı bence. Herkes bir karar vermek zorunda kalıyor ama o kararların ağırlığı sürekli hissediliyor. Özellikle stres anlarında insanların gerçek yüzlerinin ortaya çıkması kitabı daha gerçekçi yapmış Selim’in o sakin duruşu yer yer beni çok şüphelendirdi, Rana ise içlerinde o şüpheyi bana hiç geçirmeyen oldu ta ki o bileti duyana kadar.. Kitapta gerilim sadece olaylardan değil, sürekli yaklaşan bir tehlike hissinden geliyor. Sayfaları çevirirken resmen zaman daralıyormuş gibi hissettim Bazı sahneler gözümde direkt film gibi canlandı. Kontrol kulesindeki telaş, karakterlerin birbirleriyle çatışmaları ve artan baskı hissi gerçekten çok sinematikti. İlk kez Özgen Biçgin okuyan biri olarak, dili baya akıcı buldum. Özellikle teknik detaylarla duygusal gerilimi dengeli vermesi kitabın temposunu hiç düşürmemiş. Severek okuduğum bir kitap oldu. Tansiyonu yüsek kitaplar seviyorsanız kaçırmayın..
Kontrol Kulesi: Son TalimatÖzgen Biçgin · Eksik Parça Yayınları · 20267 okunma