"Gördüm ki bu yolda neler gizlidir,
Hakk'a aşık olana her şey bellidir,
Mürşidini dinleyen candan geçendir,
Efendim her gönül tanır mı seni?
Fârûkîm her gönül bilir mi seni?"
Abdulkâdir Geylâni ceddinden bu sırrı almıştı. Nazar eklediği, manevi yücelişe geçerdi, baktığı günahkârlar nedamete gelirdi.
..
Abdulkâdir Geylâni'nin medresesi ve çevresi nurani bir çekim yeriydi. Oradan geçip de bir şekilde kalbi ihya olmayan, manevi duygularla tutuşmayan olmazdı.