“Şimdi fark ediyordum: Belki de yalnızlığımın adı buydu: İplerimi birinin eline vermeyi beklemek. Oysa başka bir ihtimal daha vardı; ipleri kendim de tutabilirdim.”
“İnsanın annesinin hiç değilse mezarı olmalı. Sarılmak, ağlamak, gitmek, dertleşmek, kızmak, bağırmak, şikayet etmek, af dilemek için gidebilecek bir yeri olmalı.”
“ Şehir, insanın kendini düşünmesine, kendine çare olmasına bile fırsat bırakmıyor ki, annesine babasına çare olsun. Tahsilliyiz belki, iyi okullarda okuduk, sözüm ona kültürlüyüz, yetiştirdik kendimizi, paramız var, yabancı dilimiz var, görgümüz var. Ama çaremiz yok. Bu gerçek. Hepimiz çaresiziz.“