Kitabı okurken Atay'ın anlattığı dönem bir yana asıl etkilendiğim şey; günümüzde hala aynı sorunlarla aynı düşmanlarla, benzer zihniyetler uğraşıyor olmayı fark etmem oldu. Garip Anadolu'da o günden bu yana değişen tek şey takvim yaprakları ve kişilerin isimleri olmuş. Kendi çıkarlarını gözetenler, esas vatan toprağını unutup kilometrelerce ötesi için Türk'ün ümüğüne çökmüş olanlar, her şeyini feda edenler, gerçekten vatan için tasalanıp mücadele etmeye çalışan ama elinden bir şey gelmeyenler... Hepsi ve her şey aynı. Zeytindağı'nın gerçeğinden ziyade bugünün gerçeği yüzüme çarptığı için daha çok etkilendim ve bu ülke için üzüldüm. Zira Falih Rıfkı Atay'ın da dediği gibi günümüzde de hala hem gerçek hem de mecazen: Üzümü Arap gündelikçi sıkar, şarabı semiz Yahudi içer.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Irak, Çanakkale, Kafkasya, Galiçya ve Romanya cephehelerinde her mevsime, her düşmana ve her iklime karşı harp eden bu cesur adamlar Herkül'ün on iki imtihanını verdiler."
- Keşke vazifem buralarda olsaydı, diyor.
Keşke vazifesi oralarda olsaydı. Keşke o altın sağanağı ve enerji fırtınası, bu durgun, boş ve terk edilmiş vatan parçası üstünden geçseydi.