Aileler, söylendiği gibi ağaçlara benziyorlarsa, birbirine dolanmis kökleri ve tuhaf açılar yaparak uzanan bireysel dallariyla ağacsi yapilarsa, aile travmaları da kabuktaki bir kesikten damlayan yogun seffaf reçine gibidir.
İster küçük olsun ister büyük ada dediğin şey, her kafesli pencerenin arkasindan, duvardaki her çatlağin arasindan ve rüzgårla yükseklere çıkan her kizil kuyruklu atmacadan seni seyreden gözlerle doludur-gözünü hiç kirpmayan
bir yırticı kuş bakışidir bu.
Cünku göçler ve tașinmalar bize bunu yapar; evini birakıp bilmedigin kiyilara gittiğinde kolayca eskiden olduğu gibi devam etmezsin hayatına; içinden bir parça ölür ki bir başka parça en baştan
baslayabilsin yeniden.
Hicbir türün başka bir türü sevmek gibi bir zorunluluğu yok elbette. Ama şayet insanlar gibi, diğer tüm yaşam biçimlerinden üstün olduğunuzu iddia ediyorsanız, o zaman siz gelmeden cok önceden beri burada olan -ve siz gittikten sonra da burada olmaya devam edecek olan- dünyanın bu en eski canli organizmalarina dair de bir kavrayış geliştirmek zorundasinız.