" Sakarya savaşı 'ndan sona düşman orduları Haymana, Mihalıççık ve Sivrihisar bölgelerini , bize ,yer yer ateş yığınlarıyla örtülü ıssız ve engin bir virane halinde bıraktı. o afetlerden arta kalmış halkın, bu taş yığınları arasında , ilk insanlardan farkı yoktu.
İşte, Garp Cephesi Kumandanlığının gönderdiği " Tetkiki Mezalim Heyeti " o viranelerde, taşlar altında kömürleşmiş insan kemiklerini araştırırken, bu kitabı teşkil eden yazıları, arasında yırtılmış ve kenarları yanmış bir defter halinde buldu. Köylülerden bunun sahibinin
ne olduğunu sordu. Kimse onun nereye gittiğini bilmiyordu. Bununla beraber, onun, iki üç yıl hep bu köyde oturduğunu ve son felaket gününe kadar burada kaldığını söyleyen de kendileri idi.
"Tetkiki Mezalim Heyeti" azasından biri bu kayıtsızlığa şaştı:
-Nasıl olur! dedi, nasıl olur. İnsan beraber yaşadığı bir kimsenin nerye gittiğini , ne olduğunu bilmez mi ?
Köylüler küskün bir tavırla omuzlarını kaldırıp uzaklaşıyorlardı.
yalnız, içlerinden biri, yaşı belirsiz küçük ve sıska bir adam , döndü :
- Dee, sizin gibi yabanın biriydi, dedi.