Zalim baba aptal oğlunun ormana götürülüp öldürülmesini emretmiş,ama cellat çocuğa acıyıp öldürmemiş,bir geyiğin kalbini çocuğun kalbi diye babasına getirmiş,çocuk ormanda köpeklerle ve kurbağalarla ve kuşlarla konuşurmuş,sonunda kumrular onun kulağına komünyon âyininin kelamlarını fısıldamışlar,tespih dualarını defalarca yinelemişler,ben de başka bir yerde senin kulağına fısıldıyorum,kelamlar fısıldıyorum,dizlerinin arkası ve dirseklerinin içi ve üst dudağının üstündeki çukur hakkında benden sana kelamlar fısıldıyorum, artık uzaklarda olsan da benden sana kelamlar.Sana okuduğum masaldaki kuşlar gibi fısıldıyorum,bana sahip olduğun odada tespih duaları okuyorum.Duaların bölümleri hep aynı,ama değişken, sürekli hareket halinde, üstümde yatarken loş ışıkta yüzünün gülümsemeden ciddiyete dönüşen ifadesi gibi belli belirsiz değişiyor.Ben de senin okunacak, yazılacak bir hikayen olsun diye dua ediyorum.Hikayeler de, masallar da bize miras,durumlar, koşullar, yüzler, yürekler,idrar keseleri, zayıf ve yaralı kalpler de bize miras.Kalbinin çevresi suyla kaplı, boğuluyor,hasta kalp,kalp hasta, hasarlı, yaralı organ, kalbin bazen öyle hızlı çarpıyor ki, yavaşlatmak için, düzeltmek,ritmik hale getirmek için ilaç içiyorsun,başka konularda olduğu gibi aklına estikçe değil,hiç savsaklamadan alıyorsun ilaçlarını.Ay, kendi ışığı olmasa da ödünç aldığı dönemsel ışığıyla sonsuza dek senin de üzerinde parlasın diye, yaşlı erkekler ölünce tepelerine ayın asıldığı bir yatakta geçen hikayen olsun diye dua ediyorum.Işığını ödünç alan, çalan büyükten küçüğe dönüşüp değişen ayı alacağım.Kışın bir bulut ardından görünen incecik ve güçsüz, dünyanın en küçük ayı, işte benim seçtiğim mehtap manzarası.