Şimdi sen çok yorgunsun.Her gün daha az şaşıracak daha az sarsılacak kadar.Bütün eski defterleri kapatacak ama yeni bir sayfa da açamayacak kadar.Bir ömür boyu can taşır gibi saklanmış sayfaları bulup çıkaramayacak,emanet cümlelere sığacak kadar. Anlatmaktan değil susmaktan.Yaşamaktan değil yaşamamaktan yorgunsun.O kadar yorgunsun.
Birdenbire yanınızdaki her zaman var olacağına inandığınız kişi ölümlülüğü ile ışıldamaya başlıyor saydam ve kırılgan hale geliyor hayatının ipliği sonbahar güneşinde aniden görünür hale gelen örümcek ağları gibi parlıyor. 
Yavaş yavaş evde her şey sıra dışı bir düzene ve kırılgan bir rutine bürünüyor. Sabah kalkıyorum ve hafif bir korkuyla babamın nefes alıp almadığını kontrol ediyorum.
Elimizde en azından anne babamızın ölümünü yalnızca bir kez yaşayacağımıza dair bir teselli kalıyor. Kendi ölümümüzden söz etmeye bile gerek yok, onu bir kere bile yaşayamayacağız..
Bu uçak mezarlığın üzerinden de geçiyor mu acaba? Ruhlar bu yüksekliği ulaşabilir mi acaba? Yoksa hâlâ orada aşağıda, lale ve Fulya tarlaların arasında mı ikamet ederler ?