Senin her bir ifadenin başka bir yüzü vardır Güzin. Şaşırdığında başka biri bakar yüzünden, heyecanlandığında başka biri. Her biri senin içinde, yeri gelince zuhur eden birer şubedir. Seni en çok güldürmeyi severim. Seni güldürmek bir ölümlünün en yararlı mesaisidir. Oysaki çok da kolay gülersin. Dünyaya ondan gülecek bir şeyler çıkarmak için bakarsın. Bulursun da. Çiçek açmış bir erik dalı bulursun, kaydıraktan baş aşağı kayan bir çocuk, kalemlerle büyüleyici geometrik şekiller çıkaran şablonlar satan sokak satıcısı, kendisine el sallayan çocuğa koskoca trenin düdüğünü öttüren makinist, bir söz, bir müzik, yere düşmüş bir kartvizit, duvarda yarısı yırtılınca küfür gibi görünen bir afiş, köfteciye yılışan kediler, telde asılı kalmış, şaşkın şaşkın sallanan bir balon... İllaki bir şeyler bulur, çıkarır, gülersin. Güldürürsün de. Senin gülüşün hayatı locadan izlemeye çağıran bir davetiyedir. Oradan her şey daha güzel, daha şık, daha eğlenceli görünür.