Zaten yaşam dipsiz bir uçurumun bir kenarından diğerine doğru tutulan ince ışına benziyor. Gözlerimiz bağlı olarak üzerinden geçmemiz gereken bir işına. Bu kötü tabii. Ama yeteri kadar değil. Çünkü bazen bizi bu işının üzerinden itiveriyorlar.
Çocukken kütüphaneyi çok severdim. Sevmemem için hiçbir neden yoktu. Benim gibi fakir bir çocuğun istediği kitaplara ulaşabileceği tek kaynak kütüphaneydi. Ayrıca kütüphaneden korkuyordum. Karanlık rafların arasında kaybolmaktan korkardım; salonun karanlık bir köşesinde unutulup gece kilitli kapılar ardında kalmaktan korkardım.