Bazen bu donukluğu ve sertliği ona bile acı veriyormuş gibi geliyordu bana.Sanki af dilenmelerimin ,pişmanlıklarımın ve yeminlerimin sıcaklığını özlüyormuş gibiydi.
Beni hüzünlendiren bu mu? O zamanlar benliğimi dolduran ve hayatı,asla ve asla gerçekleşmeyecek bir vaade dönüştüren o hırs ve inanç mı?
...
Anılardaki mutluluk bir durumdan değil,gerçekleşmemiş bir vaadden kaynaklandığı için,geçmişe bakarken güzel anılarımızın dağıldığını görüp de kapıldığımız hüzün müdür bu?
Bazen sonu acı verdiği için bile mutluluğa sadık kalmaz bellek.Gerçek mutluluğun yalnızca sonsuza kadar sürmesi beklendiği için mi?Bilincine ve farkına varılmamış bile olsa,ancak daima acı vermiş bir şeyin acıyla sona erebileceğine inanıldığı için mi?Ama bilincine ve farkına varılmamış acı nedir ki?