Keşke bizimle gelen sadece aklımız olsaydı. Onunla beraber kalbimiz de nereye gidersek gidelim, nereye kaçarsak kaçalım yanımızdaydı. Ve içinde o kadar şey barındırıyordu ki tüm ağırlığını hiçe sayıp hepsini bir bir beraberinde taşıyordu. Anıları, duyguları... O anıların kötü olması, o duyguların can acıtması umurunda değildi. Ta ki hepsi kendini çürütene ve geriye kapkara bir kalp bırakana kadar hiçbirisinden vazgeçmiyordu.
"...Demek ki, insanlar benden inanmak kabiliyetini almışlar... Ama şimdi inanıyorum... Sen beni inandırdın... Seni seviyorum... Deli gibi değil, gayet aklı başında olarak seviyorum..."