Ölümden söz ederken aslında neden söz ederiz? Aramızdan ayrılan kişiden mi, yoksa kendimizden mi? Yoksa yokluğun kendisinden mi? O denli yok ki, her boş ânı yokluğuyla dolduruyor.
Okuduğu birçok kitap huzursuzluğunun daha da artmasına neden oldu. Her kitabın her sayfası gerçeklik diyarına açılan bir gözetleme deliğiydi. Açlığı okuduklarıyla beslenip daha da artıyordu.
Kızın saflığı sert bir yumruk gibi indi tepesine ve onu ürküttü. İyiyi ve kötüyü biliyordu fakat saflık, varoluşun bir öz değeri olarak saflık hiç aklına gelmemişti. Ve şimdi, kızın şahsiyetinde saflığın iyilik ve temizliğin en mükemmel hâli olduğunu, bunların bir arada ebedî yaşamı oluşturduğunu kavramıştı.