Memleketi baştan başa saran bilgisizlik, Türkün kanını uyuşturan sefalet, bunca hainlikler, haksızlıklar ve memleketin her taşı, toprağı tarihlere gerçeği yazarken kahkahalarla gülecek kadar uydurma, insanı tiksindiren, kusturacak kadar gerçek dışı yayınlarla hak kazanmak isteyişleri duygu ve vicdanlarının adiliklerine en açık bir ölçüydü.
Yaşamak denilen bu dövüş yeri dilbilgisi ve sentaks sayfaları değildir. Hayatın pratik alanlarında öyle pek kaidelere aldırış etmeye gelmez. Akıl ve düşünme gücünü taşan pürüzleri örtmek için özel bir mantık icat etmekten başka çare yoktur. İşte insanın bu dünyadaki başarısı bu mantığı icat etmekteki becerikliliğiyle orantılıdır.
Zaten insanların akıllıları, akılsızları çalıştırarak geçinen, bu yoldan milyonlar kazanmanın yolunu bulandır. Bu da öyle... Halkın saflığını sömürmek... Bu türlü saflığın filozoflarca hala tedavi çaresi bulunamamıştır. İnsanlar arasında bu saflık ve bu aldatma sürüp gittikçe dünyanın düzelebileceğine inanmayınız.