" Çünkü nasıl gözleriniz görmeye, kulaklarınız duymaya yarıyorsa, insanın yüreği de zamanı algılamaya yarar. Kör biri için gökkuşağının renkleri ve sağır biri için kuş sesleri nasıl boşunaysa, yürekle algılanmayan zaman da öyle boşa gider, kaybolur. Ama ne yazık ki düzgün atmasını bildiği halde kör ve sağır olan nice yürekler vardır."
'İçimi acıların nasıl oyduğunu kim hissedebilir? Yüreğimi burkan, ürperten şeyi ve onun özlediğini sen, yalnızca sen bilirsin! İstediğim yere gideyim, içim yanıyor, hep yanıyor. Çok yalnız da kalamıyorum. Ağlıyorum, hep ağlıyorum. İçim dağlanıyor. Sabah erkenden, senin için bu çiçekleri toplarken, penceremin önündeki cam kırıklarını gözlerimle ıslattım. Güneş erkenden, odamı aydınlattığında, beni yatağımda yıkımlarımla kucak kucağa buldu. Yardım et bana! Kepazelikten ve ölümden kurtar beni! Ah, acıyla dolu varlık, yardım et, yüzünü yıkımıma çevir.'
'Kim beni suçlar? Şüphesiz birçokları bana memnuniyetsiz diyeceklerdir. Elimde değildi, huzursuzluk doğamda vardı, bazen acı çekecek derecede kışkırtıyordu.'