Gereksiz duyguları dondurmak! Müthiş olur muydu?
Bazı insanlar birbirlerine yakın oldukları kadar uzaklar da aslında.
Reklam
Akrabalar dahil buna.
1000Kitap

Yazmalamakta

@Yazmalamakta
·
"Kendisiyle sıkıntısı olan insanı, kimse mutlu edemez."
1000Kitap
Senin de böyle bir fotoğrafın olduğunu biliyorum.
Geçen gün eski bir fotoğraf çıktı karşıma. Uzun uzun baktım. Fotoğraftaki kişi bendim ama gözlerimin içindeki dünya başka bir dünyaydı. Sonra fark ettim fotoğrafta görüp de anlam veremediğim şeyin henüz başıma gelmemiş olanlar olduğunu. Henüz kimse gitmemişti. Henüz bazı cümlelerin insanın içinde yıllarca yankılanabileceğini bilmiyordum. Henüz her kaybın bir eksilme olmadığını, bazılarının insanın içine yerleşip orada yaşamaya devam ettiğini öğrenmemiştim. O gözler bir gün aynı gökyüzüne başka bir insan olarak bakılacağını bilmiyordu. Bazı sabahların, gece boyunca susmuş bir kalbin üzerine doğacağını; bir insanın, yıllar sonra dönüp kendi yüzüne yabancı gibi bakabileceğini bilmiyordu. Ben biliyordum. Fotoğraftaki çocukla aramızda takvimlerden daha uzun bir mesafe olduğunu da, biliyordum. Bir fotoğrafın karşısında bu kadar uzun durulmazdı normalde. Ve aslında bir insanın kendi yokluğunu görebilmesi de mümkün olmamalıydı. Ama ben o gün biraz da o yokluğa baktığımı anlamıştım.🌾
1000Kitap
Ne uzundur ayrılık, Ne kısadır yakınlık.
Alıntı
Nerelisen dedi Yaralıyam dedim. !!!
Bakın arkadaşlar, net olalım; lafı eveleyip gevelemeyeceğim. Tarih kitaplarınızda okuduğunuz o "kurtarıcı" masallarını bir kenara bırakın. Bugün size, o tozlu rafların ardına gizlenen, imparatorluğu kendi elleriyle uçuruma iten isimlerden bahsedeceğim. Talat mı? Enver mi? Bunların yaptığını başka bir ülkede yapsanız vatana ihanetten yargılanırsınız. Ama burada ne oldu? "Kahraman" ilan edildiler! Nedir bu işin özü? Kibir. Saf, katıksız bir kibir. Enver Paşa; Alman hayranlığıyla, kişisel hırslarıyla koca bir devleti bir kumar masasına yatırdı. O "hürriyet" dedikleri şey, aslında bu milletin bin yıllık köklerine atılmış bir dinamitti. Talat Paşa ise içeriden bitirdi işi. Devleti liyakatle değil, kendi kafalarına göre şekillendirdikleri o karanlık İttihatçı zihniyetiyle çürüttüler. Şimdi soruyorum size: Bin yıllık bir medeniyeti, sırf kendi ideolojik saplantılarınız uğruna bir enkaz yığınına dönüştürmek "vatanseverlik" mi? Değil! Bu, bal gibi ihanettir. Bugün hâlâ kimlik arıyorsak, köklerimize yabancılaştıysak, inançlarımızla aramıza mesafe konulduysa; hepsinin altında bu ikilinin ve o dönemin zihniyetinin imzası var. İsimleri büstlere yazıldı diye onları suçsuz mu sayacağız? Hayır! Tarih affetmez, gerçekler ortaya çıkar. Biz bu ülkenin evlatları olarak, bize anlatılan o süslü yalanları yemeyeceğiz. O büstlerin ardındaki enkazı, o enkazın altında kalan milyonlarca insanın hakkını savunmak zorundayız. Kimse kusura bakmasın; ihanetin "modernleşme" kılıfıyla pazarlanmasına, tarihin bu şekilde çarpıtılmasına göz yummak, bu zulme ortak olmaktır. Gerçek bu kadar acı, bu kadar net. Sormaya, sorgulamaya devam edeceğiz.
Tarih
Reklam
Reklam