Bayadır araştırmak istediğim bir konuydu.1.
𝙎𝙤𝙨𝙮𝙖𝙡 𝙏𝙖𝙗𝙖𝙠𝙖𝙡𝙖ş𝙢𝙖 𝙃𝙖𝙠𝙠ı𝙣𝙙𝙖 Hiyerarşik=Belli kişilerin altlık-üstlük ve yetki seviyesine göre sınıflandırılmasıdır. Sosyal sınıflar: eğitim, meslek, yaşam tarzı. ->Toplumlar bu unsurlara göre hiyerarşik olarak sınıflandırılır. NELER BELİRLER=ekonomik durum,meslek,eğitim,yaşam biçimi gibi etkenler. Her toplumda olan bazı sınıflar vardır, ÜST SINIF ->Burjuvalar işte.Bu kişiler genelde miras yoluyla bir servete sahiptirler.Aklıma direkt olarak sabancı veya koç holding sahipleri geliyo.Aynı zamanda bu kişilerin çalışmaya ihtiyacı olmayacak kadar paraları vardır ki bu yüzden bu sınıftalar. ORTA SINIF->Nitelikli işçiler ve serbest meslek sahipleri SERBEST MESLEK=Belli bir yere bağlı olmadan çalışan elemanlar. ALT SINIF->Köylüler ve ücretli sanayi işçileri(Bu kesim gerçekten baya bi dışlanıyo,toplumdan da kopuklar çünkü.Ne eğitimleri çok iyi ne yaşam standartları) PEKİ SOSYAL SINIFLAR DOĞUŞTAN MI GELİR YOKSA SONRADAN MI KAZANILIR? ->Tabiki de doğuştan gelmez.Eğitim, kariyer ve ekonomik başarı gibi faktörlerle yaşam boyu değiştirilebilir veya geliştirilebilir. Doğuştan gelen etkenlere (Verilmiş statü) baktığımızda aile ve çevre ya da miras ve soy gibi unsurlardır. Kazanılmış statülere baktığımız zaman ise eğitim ve beceriler,ekonomik başarı ya da toplumsal hareketliliktir. Şimdi sosyal tabakalaşmayı açalım.En ilkel toplumdan en karmaşık topluma kadar tüm topluluklarda bu ayrım vardır.Mesela şey var Hindistanda kast sistemi,bu hala devam eden bir durum.Orta çağda feodal sistem(buna derebeylikte deniyo,siyasi askeri vb güçlerin toprak mülküyetine dayandığı sistemdir) ya da günümüzde toplumsal sınıf ya da statü tabakalaşması. En iyi toplumsal tabakalaşma teorisyenleri=Karl marx Max weber Toplumsal tabakalaşmayı
1000Kitap
Küçüklüğümden beri gerçekliği olmayan,sihirli, hayali veya gizemli şeyler çekti ilgimi. Benim de parmak çocuğum olsun istedim mesela benim de Tinker Bell gibi minik bir perim olsun. Onlarla arkadaş olayım, onlara bakayım istedim. Deniz kızlarına da hala acaba varlar mı ümidiyle bayılıyorum. Denize her girdiğimde deniz kızı olmayı istiyorum. Korkmama rağmen cinli hikayelere de bayılırdım. İlk olmak istediğim meslek izlediklerimin hevesiyle casusluktu diye hatırlıyorum ya da dedektiflik :) Geçenlerde fark ettim ki bunları az çok etrafımda sevdiğim birkaç insanla paylaşmıştım ama bir tanesinden hiçkimseye söz etmemiştim. Ben bile onun da aslında gizemli olduğunu ve küçüklüğümden beri de sevdiğimi geç fark ettim aslında. Sonra da henüz tanımadığım o Bey geldiğinde ilk onunla paylaşmayı düşündüm. Evet, kendi kendime anlam yaratmaya bayılıyorum.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e SELİM GÜRBÜZER Uzun yıllar uğraşı sonucu oluşan Güneş Doğudan Doğar adlı eserim 2022 yılının son aylarında Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılıktan (KDY) okuyucuyla buluşup, yayımlanan eserim 9 ayrı bölümden oluşmakta. Ve bu eser 454 sayfa hacimlidir. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Allah-ü Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine sonsuz hamdu senalar, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’e salat ve selam olsun. Eser incelendiğinde Orta Asya’dan başlayan bu kutlu yolun Balkanlar’a uzandığını, oradan da Viyana kapılarına kadar uzandığını görürüz. Orta Asya’dan başlayan bu koşunun hem maddi hem de manevi cephesini okuyucuya ilginç geleceğini umduğum bir üslup çerçevesinde dikkatinize sunmaya çalıştığım görülecektir. Tabii ki, bu uzun soluklu koşuyu bir solukta anlatmanın mümkün olmadığının idrakiyle ortaya karınca kararınca ne koyabilirsek buna da şükretmemiz gerekecektir. Hem nasıl şükretmeyelim ki, hele bilhassa tarihi süreç içerisinde Başbuğu Hakanlara ışık saçan Gönül Sultanlarının manevi tasarruf ve sohbet iklimi altında bu eseri kaleme almanın hazzını almak bile başlı başına bizim için büyük bir nimet olsa gerektir.. Bu nedenledir ki eserin hazırlanmasında yaklaşık 10 yıllık bir süre içerisinde büyük bir titizlikle defalarca gözden geçirip olgunlaştığına kanaat getirdiğim noktada 2022 yılın son ayı itibariyle vira bismillah deyip siz değerli okuyucularımın beğenisine sunmuş durumdayım. Oldu ya, şayet anlatılması gereken gözden kaçan hususlara değinmeyip ya da anlatımlarımızda sürçülisan babından hatalarımız olduysa da şimdiden okuyuculardan bizleri mazur görmelerini dilerim. Her ne kadar Orta Asya’dan Nizam-ı âleme giden yolun tarihi akış çerçevesini tam
Bugün istifa dilekçemi verdim. Bazen insan sadece bir işten ayrılmaz; bir dönemi, bir kimliği ve omzunda taşıdığı görünmez yükleri uğurlar. 24 yaşımda büyük bir heyecanla başladığım bu yol, bana yalnızca bir meslek öğretmedi; hayata bakışımı geri dönülmez biçimde değiştirdi. Çaresizliğe, yoksulluğa, ihmale, şiddete ve kedere tanıklık ettim. Ama aynı zamanda değişimin, umudun ve yeniden başlamanın sessiz mucizelerine de… Sahada olmayı hep sevdim. Bir çocuğun kendi evinin penceresinden gördüğü dünyayı, okul koridorlarında omuzlarında taşıdığı görünmez yükleri, hayatı tek bir odadan ibaret olan hastaların her gün baktıkları aynı tavanı, şiddete rağmen yeniden yaşam kurmaya çalışan kadınların direncini ve yolu benden geçen onlarca çocuğun sesini… Hepsi heybemde. Bu yolculukta yalnız da değildim. “Gel, kahve yapıyorum; orada konuşuruz.” diyen insanlar, telaşın arasında nefes aldığımız kahvaltılar, birlikte düşünüp çözüm ürettiğimiz, kimi zaman öfkelendiğimiz, kimi zaman umutlandığımız ekip arkadaşlarım… Bu meslekte yük paylaşılınca hafiflemiyor belki ama taşınabilir hâle geliyor. Başkalarının karanlığına tanıklık ederken kendi gölgemle de tanıştım. Bir ömre ne kadar çok şey sığabileceğini, insanın en kırık yerinden bile yeniden filizlenebileceğini anladım . Bu ayrılık, geride bıraktıklarımdan çok; beni çağıran yeni anlamlarla ilgili. İnsan bazen bir yeri sevmediği için değil, orada büyümesini tamamladığı için yola çıkar. Çünkü değişim, kapıları öfkeyle çarpıp gitmek değil; kapıyı usulca kapatıp teşekkür ederek yeni bir eşiğe yürüyebilmektir. Bugün yalnızca teşekkür ediyorum. Bana güvenen çocuklara, ailelere, birlikte yol yürüdüğüm çalışma arkadaşlarıma… Ve en çok da, 24 yaşımdaki o idealist halime. Şimdi önümde yeni bir yol var. Nereye varacağını henüz
İstiyorsan Hakk’a varmayı, meslek edin gönül almayı, bırak saraylarda mermer olmayı, toprak ol, bağrında güller yetişsin. – Mevlana
Mesleğimi, yaşımı ve nereli olduğumu söylemiyorum. Ben biraz da bilinmeyen tarafımla varım.Soranlar için söyleyeyim: 160 cm boyunda,yeşil gözlerimde çoğu zaman söylemediğim şeyler biriken,kumral tonlarında biriyim.