Bugün istifa dilekçemi verdim.
Bazen insan sadece bir işten ayrılmaz; bir dönemi, bir kimliği ve omzunda taşıdığı görünmez yükleri uğurlar.
24 yaşımda büyük bir heyecanla başladığım bu yol, bana yalnızca bir meslek öğretmedi; hayata bakışımı geri dönülmez biçimde değiştirdi.
Çaresizliğe, yoksulluğa, ihmale, şiddete ve kedere tanıklık ettim. Ama aynı zamanda değişimin, umudun ve yeniden başlamanın sessiz mucizelerine de…
Sahada olmayı hep sevdim. Bir çocuğun kendi evinin penceresinden gördüğü dünyayı, okul koridorlarında omuzlarında taşıdığı görünmez yükleri, hayatı tek bir odadan ibaret olan hastaların her gün baktıkları aynı tavanı, şiddete rağmen yeniden yaşam kurmaya çalışan kadınların direncini ve yolu benden geçen onlarca çocuğun sesini…
Hepsi heybemde.
Bu yolculukta yalnız da değildim.
“Gel, kahve yapıyorum; orada konuşuruz.” diyen insanlar, telaşın arasında nefes aldığımız kahvaltılar, birlikte düşünüp çözüm ürettiğimiz, kimi zaman öfkelendiğimiz, kimi zaman umutlandığımız ekip arkadaşlarım… Bu meslekte yük paylaşılınca hafiflemiyor belki ama taşınabilir hâle geliyor.
Başkalarının karanlığına tanıklık ederken kendi gölgemle de tanıştım. Bir ömre ne kadar çok şey sığabileceğini, insanın en kırık yerinden bile yeniden filizlenebileceğini anladım .
Bu ayrılık, geride bıraktıklarımdan çok; beni çağıran yeni anlamlarla ilgili.
İnsan bazen bir yeri sevmediği için değil, orada büyümesini tamamladığı için yola çıkar. Çünkü değişim, kapıları öfkeyle çarpıp gitmek değil; kapıyı usulca kapatıp teşekkür ederek yeni bir eşiğe yürüyebilmektir.
Bugün yalnızca teşekkür ediyorum.
Bana güvenen çocuklara, ailelere, birlikte yol yürüdüğüm çalışma arkadaşlarıma…
Ve en çok da, 24 yaşımdaki o idealist halime.
Şimdi önümde yeni bir yol var.
Nereye varacağını henüz