"Eğer bir insan ürkek ve hurafelere inanan biri ise ve korkunç hikayelerin etkisi altında ise, karanlıkta yalnız başına iken, tamamıyla uyanık durumda olsa bile, benzer hayaller görmeye yatkın olup kilise bahçelerinde ruhlar ve hortlaklar gördüğüne inanır; oysa bu, ya sadece kendi muhayyilesinin bir ürünüdür ya da gitmeyecekleri sanılan yerlere doğru geceleyin tanınmadan gidebilmek için bu gibi hurafelerden yararlanan kişilerin kurnazlığının bir sonucudur. Rüyaların ve diğer güçlü hayallerin rüyet (vision) ve algıdan nasıl ayırt edileceğini bilmemekten, geçmişte, satirlere, geyiklere, nemflere ve benzer şeylere tapınan pagan dinlerinin çoğu ve, şimdilerde, cahil insanların perilere, hortlaklara, cinlere ve cadıların gücüne olan inancı doğdu. Cadılarla ilgili olarak, onların büyülerinin hiçbir gerçek temeli olmadığını, kötü şeyler yapabilme gücüne sahip olduklarına inandıkları ve fırsatını bulduklarında da kötü şeyler yapmaya çalıştıkları ve yaptıkları şey bir meslek veya bilimden ziyade yeni bir dine daha yakın olduğu için, haklı olarak cezalandırıldıklarını düşünüyorum. Perilere ve yürüyen hortlaklara gelince, öyle sanıyorum ki onlara olan inanç, şeytan kovmanın, haçların, kutsal suyun ve hayaletler hakkında benzer icatların faydalı olduğu inancını diri tutmak için, bilerek öğretilmekte veya reddedilmemektedir. Fakat, şüphe yok ki, Tanrı ve sadece Tanrı doğaüstü görüntüler yapabilir; fakat Tanrı'nın, böyle şeyleri, insanların doğanın seyrinin durması veya değişmesinden, ki Tanrı bu seyri hem durdurabilir hem de değiştirebilir, daha fazla olarak bu gibi şeylerden korkmasını gerektirecek kadar sık yaptığı Hristiyan inancında yeri olmayan bir düşüncedir. Ancak kötü niyetli insanlar, Tanrı'nın her şeyi yapabileceği bahanesi altında, yanlış olduğunu bilseler de,