10.BÖLÜM
🌹 İnci 🌹
Gitmemişti. Hâlâ buradaydı. Rektör ve iki kadın profesörün arasında, yüzünde o ciddi ama nezaketinden ödün vermeyen ifadesiyle duruyordu. Onca insanın, onca gürültünün ortasında bile çevresine yaydığı o vakur karizma... Etkilenmemek, ona kayıtsız kalmak imkânsızdı. Etrafındaki kız öğrencilerin hayranlık dolu bakışlarını, kadın hocaların ona yaranmak istercesine hafifçe eğilip bükülen tavırlarını görebiliyordum. Ama beni asıl hapseden, onun bu ilginin hiçbirine zerre kadar aldırış etmeyişiydi. Kendi dünyasının hükümdarı gibiydi. "Belki de sevgilisi vardır," diye geçirdim içimden. Bu erişilmez, bu kendinden emin duruş, belki de bir başkasına ait oluşunun verdiği o huzurlu netlikten geliyordu. Bilmiyordum. Bildiğim tek şey, burada durduğum her saniye kendime daha çok zarar vereceğimdi. Gitmeliydim. Bu çekim gücü beni yok etmeden arkamı dönüp kaçmalıydım. Ama ayaklarım, sanki toprağa kök salmış gibiydi. Yerimden kıpırdayamıyordum. Dudaklarımı dişlerimin arasında ezip kendimi sakinleştirmeye çalışırken, içimde büyüyen o anlamsız, o çocukça hislerle savaşıyordum. Sonra göz ucuyla fark ettim; kalabalığı yararak bana doğru geliyordu. Kalbim, göğüs kafesimi zorlayan vahşi bir kuş gibi çırpınmaya başladı. Yanımdan geçip gideceğini, başka birine baktığını sandım önce. Ama hayır, adımları doğrudan benim merkezime, benim sessizliğime yönelmişti. Ellerimin hafifçe titrediğini hissettim, nefesim boğazımda düğümlendi.
“Merhaba.”
Sesi... Tanrım, o güçlü görüntüsüne ne kadar da yakışıyordu. Hem bir o kadar otoriter hem de insanı sarmalayan bir yumuşaklıkta... Ona döndüğümde elini çoktan uzatmıştı. Medeni bir tokalaşma davetiydi bu, ama benim için çok daha fazlası. İçimdeki ses bir çığlık gibi yankılanıyordu:
__Lütfen panik yapma! Sakin