10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
BABIALİ HATIRALARI MAHMUT YESARİ Mahmut Yesari Babıali'ye bir ayna tutmuştur. Bu aynadan yansıyanlar okuduğum kitabın içerisindedir. Eser beş bölümden oluşmaktadır. Mahmut Yesari'nin gazete ve dergilerde kalan çeşitli yazılardan seçilmişler. İstanbul ve matbuat dünyasını yakından tanıyan yazar; İstanbul'da hayata tutunmaya çalışan Babıali emekçilerini, şair ve yazarları, hayatları ve eserleri ile tanımış, farklı edebi mekanlarda bulunup onlarla sanat sohbetleri yapmış, bilgi ve birikimlerini de tanıklıklar vasıtasıyla parça parça neşretmiştir. Mahmut Yesari yıllarca çilesini çektiği Babıali yayıncılık alemini anlatırken kimi eğlenceli, kimi üzücü olayları kaleme almış. Telif hakkı uğruna çekilen çilelere üzüldüm. Çanakkale Savaşı sırasında Anafartalar'da görev yaparken tebdilihava için geldiği İstanbul'da tiyatro yazmaya başlamasını, basın dünyamızın bilinmeyen yönlerini, nam salmış kalemlerle geçmiş hatıralarını yazması o döneme ışık tutmuş. Mahmut Yesari, yakın dostu Reşat Nuri Güntekin ile birlikte mizah dergisi "Kelebek"i büyük bir ahenk ve samimiyet içinde çıkarmış; bu dergiye hem çizimleriyle hem de kaleme aldığı yazılarla katkıda bulunmuştur. Aralarında çok tatlı bir dostluk varmış. Uyarlama olarak adapte ettiği "Fidan Zehra" adlı eseri ise Faruk Nafiz Çamlıbel tarafından pek beğenilmemiş, hatta dudak bükülerek karşılanmış. Yazarın kimi zaman hikaye ve romanlarında anlattığı karakterlerin okurlar tarafından üzerlerine alınması, ona tehdit mektupları ve serzenişler olarak geri dönmüş; ayrıca Matbuat Müdiriyeti tarafından kaleme aldığı oyunlara sansür ve yasaklar getirilmiş (her bir şeycikler yasak ve sakıncalı ). Muhsin Ertuğrul'un Darülbedayi'den ayrılıp kendi kumpanyasını kurduktan sonra Yesari'nin eserlerini sahnelemesi ve telif hakkını kuruşu kuruşuna
Edebiyat
Bâbıâli HatıralarıMahmut Yesari · Can Yayınları · 201932 okunma
Cumhuriyet Sonrası İstanbul ve Hanife Hanım(Sevdim kendisini )
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
HANİFE HANIM'IN İSTANBUL MACERALARI MAHMUT YESARİ ​Kalender-meşrep bir mizaca sahip, kısa ömründe sıkıntılar çekmiş Mahmut Yesari çilesini çektiği Bab-ı Ali başta olmak üzere canım İstanbul'un her köşesini dolaşmıştır. ​Geçen asrın İstanbul'un da (İstanbul'un en sevdiğim zamanlarıdır) farklı sosyal-ekonomik koşullarda yaşayan halkın kullandığı dili, yaşadığı hayatı ve beklentilerini akıcı anlaşılır bir üslupla kaleme almıştır. ​Bu eserde cumhuriyetin ilanı sonrasında İstanbul'daki sosyal hayatın değişimi, dönüşümü, inkılaplardan ve modernlikten halkın anladığı ya da anlayamadığı yönleri, dönemin kültür-sanat adamları ve antika tipleri üzerinden Fatih/Çarşambalı Hanife Hanım'ın gözünden komik unsurlarla destekleyerek anlatmıştır. Çarşambalı Hanife Hanım yazarın o küçükken evlerini ziyaret ettiği tanıdığı simalardan biridir. 1930'lu yılların İstanbul'un da sosyal hayatı tanımak isteyen yaşlı, cahil bir kadın olan Hanife Hanım'ın İstanbul'u semt semt, mekan mekan gezerek karşılaştığı tiplerle olan eğlenceli sohbetleri, yaşadığı olaylar, kimi zaman sinema salonunda, kimi zaman boks maçında, kimi zaman yılbaşı partisinde kimi zaman Güzel Sanatlar Akademi'sinde, kimi zaman stadyumda cereyan eder. Bu modern zamanların insanlarını, olaylarını Hanife Hanım anlayamaz. Ona çok garip ve yabancıdır bu durum. Sinema perdesinde bir kadının elini öptürmesi, boks müsabakasında insanların birbirini yumruklaması, düğüne katılabilmek için kapıda davetiye vermesi gerekmesi, karşılaştığı eski mahallesinden insanların modernleşme adına büründüğü kişilik kendisini tanımamazlıktan gelmesi onu hayrete düşürür. Nevi şahsına münhasır Hanife Hanım maceralarında İbrahim Çallı, Neyzen Tevfik, Şükûfe Nihal, Osman Cemal Kaygılı, Burhan Cahit Morkaya, Bedia Muvahhid gibi isimlerle aaa tabii bir de
Hanife Hanım'ın İstanbul MaceralarıMahmut Yesari · Can Yayınları · 202178 okunma
Reklam
10/10
·152 syf.··
2026 37. kitabı
Keşke gerçek olmasaydı... Kitabın daha ilk sayfasında mahkemede çekildiği belirtilen resmin kaldırılmış baskısından dolayı belki gerçek değildir umuduyla okumak. Bir yalı cinayetinin üç kişi gözünden okuyucuya aktarılması.. Birinci bölümde çocukluğu çok fakir bir ailede zor şartlar altında okuyup sıra arkadaşı olan zengin aile çocuğunun babasına erişmek olan zeki kurnaz hırslı ve hatta hırsız bir çocuk... Çocuk aklıyla erişemeyeceği hayatı çalıyor boya kalemleri silgi ve açacak çalarak.. Ama yakalandığı zaman ben kendim verdim diyecek kadar seviyor sıra arkadaşı İrfan'ı.. O ise salaklık olarak nitelendiriyor bu davranışları aralarındaki ilişki bozulsa evlerine gidemesede bir daha İrfan çocuğun avukat babasının etkisinden çıkamayıp.. İş kazasında ölen babasının parasını almak için müteahhittin parasını koparmadan bırakmıyor yakasını.. Yaşı 18 den küçük olduğu için bankaya yatıramıyor parayı ve koynunda taşıyor yıllarca.. Annesi ve kardeşi o parayı hak etmiyor kendince.. akıl etmedikleri için hakta etmiyorlar.. hakimlik stajını yaparken eski ezilmişliği bitmeye, insanlar ancak saygı duymaya başlıyor.. Bu yüzden önüne gelen kendi fakir geçmişindeki gibi bir tabakadan kadının suskunluğunu umursamayışı ve yapmıştır kesin diye düşünmesi ona zerre acıma duymaması.. İdam cezasına bu kadar net karar verebilir olması Faik İrfan Elverir'in.. Melek ise babasının ölümünden sonra annesi tarafından hiç sevilmeyen üvey abisi tarafından sürekli dövülen küçük yaşta yalıya hizmetçi olarak verilen ezilmiş bir köylü kızı.. Yalıdaki yatalak yaşlı kadının altını değiştiren yemek yediren iş yapan ezilen kız çocuğu.. Yatalak koca karının oğlu Hüsrev'in oyuncağı.. Hüsrev'i ailesi yol yordam öğrensin diye Fransa'ya göndermişler ama Hüsrev hafif meşrep kadını peşine takıp eve getirmiş.. kadın
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,5bin okunma
Mantık aramadan çerezlik okunur
Moralimin bozuk olduğu zaman okumaya başladım, Kadem denen arkadaşın söylemleri komiğime gitti can sıkıntım gitsin diye onun repliklerini bekledim ve her seferinde güldüm. Kitabı hala okuyorum ama kitabı okurken mantık aramayın çerezlik düşünün. Bu kitabı bitirince ikinci serisi varmış okumayın bana kalırsa gereksiz. 300.cü sayfadan sonra kitap dolsun diye yazılan satırlar var bence. Okurken ne anlatıyor bu dediğim alıntıyı yazıyorum; __"Dar atletimden dolayı dik göğüslerim dikkat çekiyor, atletin açık yakası göğüslerimin çatalını gözler önüne seriyordu. Ayağa kalktığımda ise şorttan dolayı kalçam göze çarpıyordu. Yüzümdeki makyajı ve dudaklarımdaki kırmızı ruju saymıyordum bile. Bütün bunlar hep sevdiğim şeylerdi. Kendimi böyle seviyordum ama dışarıdan bakanlar için hafif meşrep bir kadın veya bir sürtükten farkım yoktu. Ne yazık ki içinde bulunduğum toplum açık giyinen kadınlara bu sıfatları yakıştırıyordu. Oysaki namus kavramının kılık kıyafetle hiçbir ilgisi yoktu. Her şey insanın karakteriyle ilgiliydi. Ne yani, tıım kapalı kadınlar namuslu, tüm açık kadınlar da namussuz muydu? Gülerek başımı iki yana salladım."__ Dışarıdan bakılınca kendini sürtük'e benzeten kadın, ne alakaysa konuyu kapalılara getiriyor. Burada ki amacı neydi bilmiyorum ama rahatsız edici. Rengin'in giyim tarzı hakkında car car konuşmasını biliyor ama. Bige kendisiyle çelişkiye düşüyor bazen. Bige'nin sayı takıntısı değişik tamam ama bence saçma olmuş. Sevmediğin adam yanağını öpüyor diyorsun ki eşit olsun diğer yanağımı da öp ( ne!!) Her sabah müştemilata kalem ve kum neydi on üç gün kadar. Okurken keyif veren yerler var ve okutuyor kendini ama mantık aramadan okursanız ne ala. Diğer saçma bulduğum ise koca evde Ela, Rengin, Bige ve Kadem ne alaka? Ev konusunda büyük saçmalamış
Alıntı
Saka ve SanrıMaral Atmaca · Ephesus Yayınları · 20252,414 okunma
Hesaplaşma
6/10
·400 syf.··
2026 13. kitabı
*Spor romantizmi *Tek gecelik ilişkiden aşka *Islah olmuş çapkın *Gizli ilişki Serinin üçüncü kitabı da bitti. İkinci kitabın sıkıcılığı burada bir tık kırılmıştı çok şükür, yoksa kitabı fırlatırdım jsjs karakterlerimiz tek gecelik bir ilişkiden sonra yaptığı şeyi devam ettirmeye karar veriyor, bütün olaylarda böyle devam ediyor. Bence serinin okuduğum en ateşli çiftiydi. Çok eğlendim. Dean'e ilk başlarda uyuz oluyordum yalan yok ama ben kırık, yalancı, düzenbaz, iki yüzlü, şerefsiz, hafif meşrep erkeklerden hoşlanıyorum maalesef o yüzden kitabın sonunu aşkla bitirdim jdjs tâbi Garrett başkaaaa ona aşığım, o benim her şeyim. Allie, Hannah'dan sonra en sevdiğim kadın karakter oldu kesinlikle. Ben böyle ne istediğini bilen, alev ateş kadınlara aşırı düşüyorum. Allie beni aslaa şaşırtmadı. Aslında hiç böyle bir kadın okuyacağımı başta düşünmemiştim, kendi kitabında coşmuş hatun sjsj Sıra Jack Tucker'ın kitabında en sevdiğim trope işlenmiş galiba, bakcaz artık. Yeniden görüşünceye dek kitapla kalın efenim
1000Kitap
HesaplaşmaElle Kennedy · Yabancı Yayınları · 20221,702 okunma
Puan vermedi
güzel bir seri bayılıyorum bu tarz utopyalara. simdi tek kitabi yorumluyomusum gibi olacak ama bu aslında direkt bu seriye yorumum, evren aslında cok guzel ama isleme kısmı pek tatmin etmiyor. ilk kitapta basrolun ablasını okuyomusuz. ben ablayı basrol sanıp ikinci kitapta da onlari okuyacagız sanmıstım ve tellaya inanilmaz gicik olduğum icin asla basrolun o olduğunu aklıma bile getirmezdim yani oyle soyleyeyim. simdi karakterlere hislerim su; scarlett yuzunu bile gormedigin birinden ancak bu kadar medet umup sadık kalabilirdin, tabiri caizse g*rizekalı diyecegim cok cok ozur dileyerek ama bıktık be kardesim nişanlım da nişanlım, nişanlıyım da nişanlıyım. o manyak babandan kurtulmak ugruna yine babanın sectigi bir adama, sadece mektuplaşarak seni babandan kurtarmasını ve mükemmel biri olmasını bekleyip bu kadar tutulmak akla hayale yatan bi sey mi sence. aman neyse iste, julianı da basta assssla scarlettin partneri olarak dusunmemistim cunku benim kriterlerimin cok altında bir karakterdi ama scarlett icin yeterliydi. scarlett biraz mesrep, jul da rahat, ne diyeyim birbirinize emanetsiniz. tellayı ilk kitabı okurken bogmak istemistim bir karakter ancak bu kadar simarik ve budala olabilir gibi gelmisti. ama isler asla gorundugu gibi degilmis kitabi bana ceken de bu oldu sadece tella scarletti olayların dısına inanilmaz itti orası sinir bozucu. favori karakterim ise kesinlikle legend. bayılıyorum ya canım cigerim o benim. seriyi okutan kisi de zaten o. rol yaptıgı karaktere bile tutulmustum.. adam cekiyor kendine yapacak bi sey yok. neyse kitabi sevmeme ragmen son 100 sayfayı bitiremedim cunku bi sure sonra sıktı surekli bi sey surekli bi sey e mutlu olun aq yeter bu seriye nacizane dusuncelerim bu kadar ben cpk seviyorum sanmıstım megerse yerden yere vurmak istiyomusum
Duygu ve Düşünce
CaravalStephanie Garber · Flatiron Books · 20172,465 okunma
Reklam
Reklam