Mesut Demir

Mesut Demir

, bir kitap okudu
9/10
·400 syf.·
Beğendi
·
18 günde okudu
·
2022 26. kitabı
Peyami Safa
8.6/10 · 3.748 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Yani bu kadar ümitsizse ben nasıl ümit verebilirim? Hem size söylüyorum: Onun bütün kederleri benden gelmiyor ki. Ben bahaneyim âdeta." Orhan bu sözdeki fikri evvelce aşk meselelerine tatbik ederek çok düşünmüştü: Sevmek, belki de bir tek ihtirasın lehine bütün diğerlerini bastırmak değildi; bilakis aşk, sevilen şeyin içine bütün diğer ihtiraslarımızı doldurmaya benziyordu; bir insanın şahsında bütün ümitlerimizi, iştiyaklarımızı seviyoruz. Hayatımızın müspet ve menfi hadiselerinden gelen bütün hazlarımız ve kederlerimiz bu aşkın bahanesi içine sıkışarak büyüyor; aşkta; bir şey değil, her şeyi istiyoruz, bir şeye değil her şeye kin besliyoruz, ümitlerimiz ve korkularımız gibi bütün heyecanlarımız da bir tek mevzuun içine dolarak bizden karışıklığını gizliyor. Sanıyoruz ki ihtirasımız kendi kendisinden ibarettir; hakikatte bütün ruhumuzu ihtiva eder ve diğer bütün ihtiraslarımızı kendi rengine boyayarak bizi aldatır. Belki ruhun bu vahdete ihtiyacı, kendi girift âlemini tanımak aczindendir, fakat aşk, bu sahte ve suni vahdet içinde bizi bir an aldattıktan sonra ruhumuzun daha çıkmaz ve karmakarışık derinliğine bizi atar. Böyle düşünülürse yalnız Vedia değil her sevgili, bütün sevinçlerimizin ve kederlerimizin bir tek mevzu üstünde yalancı bir sarahat kazanarak coşmasına bahane telakki edilebilir. Orhan, geldikleri tarafa doğru yarım dönerek: "Belki bütün sevgililer birer bahanedirler." dedi. "Ruhumuzun çalkalanmasına bahane. İçinde ne varsa onu dışarıya doğru savururlar."
Sayfa 264·Kitabı okudu
Bütün maceralar aslında bir kendini arama, bulma hikâyesi, diye geçirdi içinden. Oysa ben bu maceraya kendimi aramak veya bulmak için değil, kaybetmek için çıktım. Kendimi evimde kaybedemezdim. Çöpü saatinde dışarı koydum mu, kanepenin keskin kenarı duvarı çizer mi, buzdolabından ses gelmiyor yoksa bozuldu mu, diye endişe ederken kendimi kaybedemezdim. Küçük bir Orta Avrupa şehrinde kendimi kaybedeceğim ve başka biri olarak romanımı yazacağım. Dik çatıları kiremitle kaplı iki-üç katlı binaların gölgesinde, yabanıllıktan çok resmiyet hissettiren bir gürgen ormanın kıyısında ve bilmediğim bir dilde konuşan insanların arasında, hayatımın cetvelle çizilmiş sınırlarının yavaş yavaş silinmesine izin vereceğim. Ama önce kanepeyi duvardan biraz uzaklaştırmam gerek, diye düşündü yan uyanık bir halde.
Sayfa 51·Kitabı okudu
Nezihe Hanım'ın başarı hikâyesi doğrusu beni pek ilgilendirmiyordu. Biraz hırs, biraz uyum gösterme becerisi ve sabır. Düzeni kendilerine yer açmak için değiştirmeye çalışan, ama aslında düzen ile sorunları olmayan insanların sözüm ona sıra dışı hayatları.
Sayfa 42·Kitabı okudu