Mesut Demir

Mesut Demir

, bir kitap okudu
8/10
·256 syf.·
14 günde okudu
·
2022 23. kitabı
George Orwell
7.3/10 · 10,6bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sonra ansızın Porteous'a ilk gelişimde de onun bana aynı şiiri okuduğunu fark ettim. Tıpatıp aynı edayla okumuş, büyülü pencere kanadı mı neyle ilgili olan kısma geldiğinde sesi titremişti. Derken garip bir düşünceyle çarpıldım. Adam ölmüş. Bir hayalet. Onun gibilerin hepsi ölüydü. Etraftaki birçok insanın belki de ölmüş olduğu o an kafama dank etti. Bir insanın kalbi durunca -daha önce değil- öldüğünü söyleriz. Bana biraz keyfi geliyor bu. Sonuçta vücudun bazı kısımları çalışmaya devam ediyor; mesela saçlar, tüyler daha yıllarca uzuyor. Belki insan asıl beyni durunca ölüyor, yeni bir düşünceyi idrak etme gücünü yitirince. Bizim Porteous da öyle biri. Olağanüstü bilgili, olağanüstü zevk sahibi ama değişme kabiliyeti yok. Tekrar tekrar aynı şeyleri söylüyor, aynı şeyleri düşünüyor. Üstelik onun gibiler ne kadar çok. İçeriden durmuş ölü kafalar. Aynı küçük izin üstünde ileri geri hareket eden ve bu arada hayaletler gibi gitgide soluklaşan kafalar.
Sayfa 176·Kitabı okudu
Dişimi modern dünyaya geçirdiğim ve onun gerçek malzemesini fark ettiğim hissine kapıldım. Şu aralar tutturduğumuz yol bu. Her şey şık ve modern görünüşlü, her şey başka bir şeyden yapılma. Her yer selüloit, lastik, krom kaplı çelik, gece boyu yanan ark lambaları; başınızın üstünde cam çatılar, hepsi aynı müziği çalan radyolar; yeşil yok, her yer beton kaplı; kısır meyve ağaçlarının altında otlanan yapma tosbağalar. Ama sadede geldiğinizde ve dişinizi gerçek bir şeye, mesela bir sosise geçirdiğinizde alacağınız bu. Lastik bir kılıf içinde boktan bir balık. Ağzınızın içinde patlayan leş bombaları.
Sayfa 33·Kitabı okudu
Gün bitiminde filmin tamamlandığını zannederken, seslerin kaydında teknik bir aksaklık olduğu ortaya çıkınca herkesin morali bozuldu. Ertesi gün yeniden çekimlere başladık, gece atmosferi vermesi için pencerenin camları siyah bir bezle kaplanmıştı. Aynı sahneyi defalarca çekiyor, aynı tartışmalara bıkmadan yeni baştan başlıyorduk. İyice rahatladığımızdan mıdır nedir, her seferinde konuşmaların seyri başka yöne kayıyordu. Mert'in amacı, günlük hayatımızda mutlak yargılarda bulunmanın zorluğunu, anlamsızlığını göstermek, insanlara gerçekliğin anbean değişebileceğini düşündürebilmekti. Mert, şahit olduğumuz, üzerine düşündüğümüz her şeyin aynamız olduğunu ve katillere, kurbanlara bakarken de kendimizi gördüğümüzü iddia ediyordu. Bu yakınlıklar yüzünden hiç farkında olmadan bazı katillere daha müsamahakâr davranabiliyorduk. Kötülüğe bakışımızı belirleyen ölçü, üzeri örtük suç ortaklıklarımızdı. Bu yüzden de ötekine yönelen ahlaki yargılar son derece katıyken benzerlerimizin -aslında kendimizin- masumiyetini neredeyse ön kabul halinde bilinçaltımızda tutuyorduk. Kötülüğü sıradanlaştıran da işte bu ikiyüzlülüğümüz ve tarafgirliğimizdi. Bütün bunları işaret etmek için filmin sonunda, duvarda duran sırrı dökülmeye yüz tutmuş ayna belirsiz bir nedenle yere düşüp paramparça oluyor, hararetle tartışan dört kişi bir anda sessizliğe gömülüp yere saçılan ayna kırıklarına bakıyordu. Her parçada odanın bambaşka bir görüntüsü yansıyordu. Hayat, aslında kırık aynaydı.
Sayfa 101·Kitabı okudu