Sabahleyin uyanınca, başında bir ağırlık. Vücudu çok yorgun. Kollarında ve bacaklarında uğulmak ihtiyacı. İki kuvvetli el, onu leğenden çıkmış bir çamaşır gibi sıksa ve bursa. İki kuvvetli el. Ve birdenbire patlayan bir his deposundan ruha boşalan bir Selma özleyişi. Selma, Selma, Selma! Onu bugün görmesi lazım. Hatta şimdi, şimdi gidip görmeli. Geceleyin, haberi olmadan, nasıl içine dolmuş, dolmuş, sabahleyin taşıyor. Tepesinden tırnağına kadar Selma dolu. Ağzından, burnundan çıkan nefes odur. Bütün bunları bir kaçış mı yaptı? Bir kaçış, ne saltanat! Kaçmak, sevgiliden kaçmak, sevilmek için kaçmak, fakat kaçabilmek. Ben kaçabilir miyim?