Mesut Demir

Zira korkuyla yönetilen özneler, bireysel olsun kolektif olsun, en düşük güç düzeyine mahkûm edilmiştir ve evhamdan ziyade umutla yönetilen bir topluluk ile umuttan ziyade evhama tabi olan bir topluluk kolayca karşılaştırılabilir: "Bunlardan biri yaşama sevincine sahiptir, öbürüyse sadece ölümden kaçmaya çalışır." Dolayısıyla farklı kolektif duygusal hayat rejimleri arasındaki hiyerarşiyi sağlayan şey de duygusal köleliğin azalmasından ziyade, duyguların kurumsal teşekküllerinin farklı ölçüde haz ve güç veren işleyişidir. "En iyi devletin, içinde insanların dirlik ve düzen içinde yaşadığı devlet olduğunu söylediğim zaman kastettiğim şey, bu insanların, tam anlamıyla insanca bir hayat, ama kan dolaşımı ve tüm diğer hayvanlarda ortak olan diğer işlevlerin yerine getirilmesiyle değil, asli olarak akılla, ruhun erdemiyle ve gerçek hayatla tanımlanan bir hayat sürdükleridir."
Sayfa 193·Kitabı okudu

Mesut Demir

, bir kitap okudu
10/10
·208 syf.·
Beğendi
·
7 günde okudu
·
2021 28. kitabı
Frederic Lordon
8.5/10 · 77 okunma
Zamir bir an için sessiz kalıp düşündü. Sonra da... "Aslında haklısın galiba. Kaçacak bir yer yok. Dünyanın her yerinde aynı dümen dönüyor. Çünkü insanın düşünce biçimi böyle! Konuştuğu dile bile yansımış! Mesela, Türkçede sadaka diye bir kelime var. Ve bu kelime, yine Türkçedeki başka bir kelimeyle aynı kökene sahip. O kelime de sadakat. Düşünebiliyor musun? Sadakayla sadakatin kökeni aynı. Niye sence? Çünkü birilerinin sana sadık kalmasını istiyorsan onlara sadaka vereceksin! Ama tabii bunun için de ilk yapman gereken şey, insanları sadakaya muhtaç hale getirmek! Ayrıca..." Zamir susmak zorunda kaldı çünkü Ejaz'ın telefonu çaldı.
Sayfa 275·Kitabı okudu
"Etrafımdaki herkesin acelesi vardı. Ama bir havaalanında olduğumuz ve binecekleri uçaklara geç kaldıkları için değil. Acele etmeye bağımlı oldukları ve acele etmeden nasıl yaşanır bilemedikleri için. Çünkü bu çağda her şey acildi. Sokaklar, caddeler ve evlerdeki hayat daima aceleyle yaşanıyordu. Dolayısıyla her yerde olduğu gibi bu havaalanında da insanlar yanımdan birer ambulans gibi geçip gidiyordu. Evet, tam da ambulanslara benziyorlardı. Çünkü aslında acil olan tek şey içlerinde taşıdıkları hastanın durumuydu. Çünkü o hasta, aşktan bilgiye, paradan tatile kadar bu hayatta her şeye geç kaldığına dair sanrılar görüyor ve geç kalma nöbetleri geçiriyordu. Ancak ambulansın acilen yetişmeye çalıştığı yer elbette bir hastane değil, ölümdü. Doğal olarak, bütün bu hastaların ölümü de acil olacaktı. O kadar acil ki gözlerini kapatmaya fırsat bulamayacaklardı. Gözleri açık gidenler nesli olarak da insanlık tarihinde görünmeleriyle kaybolmaları bir olacaktı. Bir illüzyonistin el çabukluğu hızında yok olacaklardı. Tam da kendilerine yakışan biçimde. Çünkü hayatları bir illüzyon gösterisinden farksızdı. Sihirli gibi... Ama değil."
Sayfa 38·Kitabı okudu