Kemalistlerin aydınları ya da kanaat önderlerinin kim olduğuna bakıldığı zaman ilginç bir tablo ile karşı karşıya kalıyoruz. Örneğin 27 Mayıs sonrasına bakıldığı zaman 1990'lı yıllara kadar farklı dönemlerde Kemalizmin çeşitli aydınlar tarafından temsil edildiğini görüyoruz. Bir tarafta Doğan Avcıoğlu, Mümtaz Soysal, Bahri Savcı, Attila İlhan, Oktay Akbal, Bülent Ecevit, Turan Güneş gibi sol eksenli aydınlar varken diğer yanda Aydın Yalçın, Turhan Feyzioğlu, İsmet Giritli gibi sağ tandanslı aydınlar bulunmaktadır. Bu aydın tipine bakıldığı zaman ortak bir yön olarak güçlü bir akademik ve entelektüel arka plan, gerek pratik siyasette gerekse üniversitelerde güçlü kürsü temsilleri ve gündem oluşturacak politik güce sahip oldukları görülecektir. Bugün Kemalizmin kanaat önderlerine bakıldığı zaman bu temsil kabiliyetinin büyük ölçüde zayıfladığına tanık edilmektedir. Hiçbir akademik değer taşımayan popüler köşe yazıları seviyesinde ki metinler (Özdil, 2018), "altın çağ" anlatısı üzerine kurulu hiçbir tezi olmayan yalnızca temelsiz tevatürlere cevap verme iddiası ile yetinen ve interdisipliner bir perspektifte süreci analiz etmekten uzak popüler tarih kitapları (Meydan, 2010), "Şu Çılgın Türkler" örneğinden hareketle zihinlere değil duygulara dokunan kahramanlık hikayeleri, yalnızca iktidar eleştirisi yapan ve "kuruluş ayarlarına dönmek" isteyen nostaljik retoriklerden (Meydan, 2017) öte bir metin ya da güçlü bir analiz bulmak mümkün değildir. Bu gerileme, dünya ve ülke genelinde yükselen antientelektüalizmin Kemalizmde tezahür eden halidir.
Türkiye Günlüğü, Sayı 161,Sh:80