Mesut Emre ÇELENK

Mesut Emre ÇELENK
@mesutemre
Türkiye'de ekonomik krizler ve kurumsal yapı
Ekonominin temel bazı evrensel ilkeleri vardır. Yönetimde kim olursa olsun bu evrensel ilkeler geçerlidir. Kimliksizleşmeden kastımız da hangi siyasal anlayış ülkeyi yönetirse yönetsin temel iktisadi ilkelere bağlı hareket edilmesi gerekliliğidir. Bu ilkeler kısaca şunlardır: "enflasyon her zaman her yerde parasal bir olgudur", "fiyatlara yapay olarak müdahale edilemez, çünkü gerçek/doğru fiyatlar arz ve talep güçlerince belirlenir", "malların geçmesine izin verilmeyen sınırlardan askerler geçer" "devlet birilerine bir şey verebilmek için önce başkalarından almak zorundadır. Size istediğiniz her şeyi verebilecek kadar büyük olan bir devlet, istediğinde her şeyinizi de alabilir. Türkiye Günlüğü, Sayı:161, Sh:141
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Modern Siyasetin Krizi: Popülizm
Dünyada yaşanan bazı önemli gelişmeler, liberalizm ve popülizm arasında var olan gergin ilişki yi popülizm lehine beslemektedir. Bunların başında toplumların yaşlanmasında ya da salgın hastalık dönemlerinde görülen sosyal refah devletine duyulan ihtiyaç gelmektedir. Bakıma ihtiyaç duyan nüfusun artması, genç nüfustaki düşüş, farklı bölgelerdeki savaş ve çatışma durumları göç olgusunu tetiklemek. te, bu da ulus görünümünü yeni bir boyuta taşımaktadır. Farklı din, dil ve ekonomik sınıftan gelenlerin varlığı yerleşik toplumsal unsurları tedirgin etmektedir. Diğer yandan yapay zekâ, akıllı otomasyon sistemlerinin hızlı gelişmesi, emek piyasasını derinden etkilemekte, genç nüfus için işsizlik en önemli mesele hâline gelmektedir. Küresel sistemde yaşanan krizlerden hareketle yaşam standartlarının kaybolacağını düşünen kitleler, tercihlerini popülist siyasetten yana kullanmaktadırlar. Liberal kurumların iktisadî ve siyasî olaylar karşısındaki zayıf tutumu, anayasal ve yasal düzenlemelerin gözden düşmesi de popülizmi ön plana çıkartacaktır. Türkiye Günlüğü, Sayı:161, Sh:96
Türkiye'de İslamcılığın Krizi
Son yıllarda; toplumda dindarlık, dini pratiklerin uygulanışı ve dini inançlara bağlılık hususunda yapılan araştırmalarda belli oranda bir sekülerleşmenin izlenmesi gelenekle bağları zayıflayan, seleflerinin siyasi davranışlarını sorgulayan, pragmatik tercihleri ideolojik tercihlere değişen yeni kuşağın İslamcılığın geleceği konusunda nasıl bir yön çizeceği konusunda merak uyandırmaktadır. İslamcıların karşı karşıya kalacağı bir diğer muhtemel kriz siyasi yol haritası belirlemek konusunda olacaktır. Radikal İslamcılığın önemli bir sosyal ve siyasi taban bulamadığı Türkiye'de başarıya ulaşan "muhafazakâr demokrat" siyasi kimliğinin bu başarıyı ne kadar sürdüreceği ve muhtemel siyasi başarısızlık karşısında nasıl bir ideolojik dönüşüm geçireceği şimdilik belirsizdir. Türkiye Günlüğü, Sayı:161,Sh:90
Türkiye'de İslamcılığın Krizi
Nitekim İslamcılar çeşitli kültürel faaliyetlerini ve sosyal organizasyonlarını bir şekilde devam ettirmeye muvaffak olmuşlar,siyasi arenada seçtikleri muhtelif temsilciler vasıtasıyla belirli hak ve özgürlükler elde etmişler ve nihayetinde bu uzun macerayı iktidara taşımışlardır. Fakat ilginç şekilde Islamcılığın ideolojik motivasyonunu kaybetmeye başlaması da bu başarının ardından husule gelen bir çözülme süreci olmuştur. Türkiye Günlüğü, Sayı:161,Sh:86
Kemalizmin krizi
Kemalistlerin aydınları ya da kanaat önderlerinin kim olduğuna bakıldığı zaman ilginç bir tablo ile karşı karşıya kalıyoruz. Örneğin 27 Mayıs sonrasına bakıldığı zaman 1990'lı yıllara kadar farklı dönemlerde Kemalizmin çeşitli aydınlar tarafından temsil edildiğini görüyoruz. Bir tarafta Doğan Avcıoğlu, Mümtaz Soysal, Bahri Savcı, Attila İlhan, Oktay Akbal, Bülent Ecevit, Turan Güneş gibi sol eksenli aydınlar varken diğer yanda Aydın Yalçın, Turhan Feyzioğlu, İsmet Giritli gibi sağ tandanslı aydınlar bulunmaktadır. Bu aydın tipine bakıldığı zaman ortak bir yön olarak güçlü bir akademik ve entelektüel arka plan, gerek pratik siyasette gerekse üniversitelerde güçlü kürsü temsilleri ve gündem oluşturacak politik güce sahip oldukları görülecektir. Bugün Kemalizmin kanaat önderlerine bakıldığı zaman bu temsil kabiliyetinin büyük ölçüde zayıfladığına tanık edilmektedir. Hiçbir akademik değer taşımayan popüler köşe yazıları seviyesinde ki metinler (Özdil, 2018), "altın çağ" anlatısı üzerine kurulu hiçbir tezi olmayan yalnızca temelsiz tevatürlere cevap verme iddiası ile yetinen ve interdisipliner bir perspektifte süreci analiz etmekten uzak popüler tarih kitapları (Meydan, 2010), "Şu Çılgın Türkler" örneğinden hareketle zihinlere değil duygulara dokunan kahramanlık hikayeleri, yalnızca iktidar eleştirisi yapan ve "kuruluş ayarlarına dönmek" isteyen nostaljik retoriklerden (Meydan, 2017) öte bir metin ya da güçlü bir analiz bulmak mümkün değildir. Bu gerileme, dünya ve ülke genelinde yükselen antientelektüalizmin Kemalizmde tezahür eden halidir. Türkiye Günlüğü, Sayı 161,Sh:80