İsmail Hakkı Uzunçarşılı'nın ömrü vefa etmediği için yarım kalan Osmanlı Tarihi kitabının devamı niteliğindeki ilk cildidir. Enver Ziya Karal , İsmail Hakkı Uzunçarşılı gibi karşılaştırmalı tarih yazan bir tarihçi olmamakla birlikte ,dipnot ve kaynak bakımından da onun kadar zengin değildir.
Kitapta dönemin meselelerini ele alan Enver Ziya Karal yaptığı tespitlere size sorunların hangi sebeplerden çıktığını anlaşılır yalın bir dille anlatmaktadır.
Kitap beklentilerimin çok ama çok altında çıktı. Kitabın arka kapağında yazan konular ile içinde bahsi geçen konular pek örtüşmüyor. Mesela yönetici zümre ile halk arasındaki ilişkinin nasıl olduğuna dair açıklayıcı bir kısım yok. Çocuklar hangi oyunlarla eğlendirdi ya da doğum, ölüm ve hastalık zamanında halk nasıl hareket ederdi , müslüman-gayrimüslim ilişkisi nasıldı bahisleri hakkında kitap kalıplaşmış bilgiler (hoşgörü.vs.) haricinde pek birşey vermeyecek. Hulâsa kitabı okumamakla kaybedeceğiniz pek birşey yok.
İbnülemin Mahmud Kemal İnal Cumhuriyet devrinin en önemli aydınlarından ve biyograflarından biri olup fakat bugün maalesef yeterince kıymeti bilinmeyenler arasındadır.
Kitap İbnülemin'in biyografisi olmakla birlikte kendisi hakkında yazılan yazıların derlenmiş halinden oluşmaktadır.
Bendeniz i dönemin millî eğitim bakanı Hasan Âli Yücel'den hiç hazzetmeyen biri olarak onun İbnülemin'in eserlerini neşretmekte ki gayretini ve buna önayak olmasını gerçekten takdir ettim. Çünkü bu kitaplar Türk milli kültürüne hizmettir. Çok merak ediyorum. Acaba kendisinden sonra gelen hangi milli eğitim bakanı milli kültüre bu denli bir hizmette bulundu?
Son olarak Yahya Kemal'in ve Süleyman Nazif'in İbnülemin hakkında yazdıkları şu satırlar ile incelememi bitirmek isterim;
Hezâr gıpta o devr-i kadim efendisine
Ne kendi kimseye benzer ne kimse kendisine
Ruhları şad olsun, mekanları cennet olsun.
Hayatım da okuduğum en kötü romanlardan biri desem yalan olmaz. Kitapta hapishane hayatından çok baş karakter farragut ' un başından geçmiş ve çoğu da gayet sıkıcı olan olaylar anlatılıyor.
İsmail Kara hocamız bu kitapta,Hilafetin ilgası ve akabinde laik-seküler sisteme geçişin öncesinde ve sonrasında olup biten hadiselerde İslamcı siyasi düşüncenin nasıl rol oynadığını "Hürriyet,Müsavat ,Uhuvvet" kavramları ile gayet açık ve güzel bir şekilde anlatmıştır. İki dönemde de (Hilafetin ilgası öncesi-sonrası) İslamcılarda ki batı özentiliğinin gizli-açık şekilde nasıl dillendirildiğini ve bununla beraber menşei batı olan kavramların İslamcılar tarafından eğilip bükülerek nasıl dini bir muhteva kazandırıldığını görüyoruz.