Devlet işlerinde emri orduya siyaset verir. Siyaset emri ordudan alınca her şey bozulur.
İşte, bunun içindir ki seferberlik ve harp ile birlikte devletin ve siyasetin idaresi ordunun ve başkumandanın eline geçince işler bozuk gitmeye, devlet makinesi şaşkın işlemeye başladı.
Bir kere, harp meselesinde, orduyu devlet harbe sevk edecekken ordu devleti harbe soktu. Başka bir ifade ile, başkumandan hareket emrini devletten alacakken devlete emri başkumandan verdi. Emir şekline değilse bile emrivaki şeklinde olsun, göze görünen hadise bundan ibarettir.
İkinci derecede memleketin orduyu beslemesi lazım gelirken ordu memleketi beslemeyi kendi üzerine aldı.
Üçüncü derecede, siyasetin orduyu idare etmesi lazım gelirken ordu siyaseti eline aldı.
"Anne tarafından Bizans hanedanına mensup Selçuklu sultanı II.İzzeddin Keykâvus'un, sarayında rahiplerle fakihler arasında teolojik tartışmalar yaptırdığını çok iyi biliyoruz."
Büyük Petro ve onun halefleri bugüne kadar Rus milletine ekonomiyi kalem ile değil kırbaç ile öğretmişlerdir. Düşünüyorum, düşünüyorum da bizim de böyle bir talime ihtiyacımızı görüyorum. Bizi sopa ile çiftçi, sanatkâr, tüccar etmelidir.
Abdülhamid ile itimadını kaybeden Sadrazamlar arasında, bazen sonderecede garip olaylar geçerdi. Sait Paşa ilk defa sadaret makamına geldikten (1879) yirmi gün sonra, islahat hakkında saraya bir lâyiha sunmuştur. Bu lâyihada islahatın Kanunu Esasiye istinat ettirilmesi lüzumundan bahsedilmiş olması Abdülhamid'i çok sinirlendirmiş ve Sait Pasa'yı bir hayli azarladıktan sonra hıncını alamadığı için belinde taşıdığı hançeri çekerek üzerine yürümüştür.