Kötü arkadaşlık derken yalnız kötü niyetli, yıkıcı kişileri kastetmiyorum, kişi onlardan çevrelerini zehirledikleri ve can sıkıcı oldukları için kaçınmalı. Aynı zamanda kişi bedenleri canlı olduğu halde ruhları ölü olan, düşünce ve konuşmaları sıkıcı olan, konuşacağı yerde gevezelik eden, düşüneceği yerde kalıplaşmış fikirlerden söz eden zombi'lerin arkadaşlığından da kaçınmalı.
Mutsuz bir evliliğe son verme sorunu ortaya çıktığı zaman da çocuklar, suçun üzerlerinden atılması için kullanılır. Anne ya da babanın burada hemen sarılıverdikleri şey, ayrılmalarını engelleyen nedenin çocuklarının «yuvasız» kalma olasılığıdır. Ne var ki herhangi bir detaylı araştırma aile içindeki mutsuz ve gergin havanın çocuk üzerinde kesin ayrılmadan daha olumsuz etki yaptığını gösterecektir. Ayrılma çocuklara hiç değilse dayanılmaz derecede kötü koşulları insanın gözüpek bir kararla sona erdirebileceğini gösterir.
Sonunda dindar tavrın temeli «Tanrıya inanmak» olarak öne çıkmıştır. Elbette bu, kişinin doğru yaşaması gerektiği hususunda bir kavramın olmadığı anlamını taşımaz. Fakat, gene de Tanrıya inanan kişi - Tanrıyı yaşamasa da - kendini, Tanrıyı içinde yaşatıp da ona inanmayan kişiden üstün tutardı.