Ama dediğim gibi bütün acılar korkaktır, yaşama karşı duyulan aşırı arzu karşısında acı geriler; çünkü yaşama arzusu, düşüncelerimizde var olan ölüm arzusundan çok daha güçlü şekilde bedenimizin her zerresinde mevcuttur.
Yainızca tutkunun ne olduğu hiç bilmeyen insanlar, nadiren bu duyguyu tattıklarında, belki de bu kadar çığ gibi ani, kasırgaya benzer tutku patlamaları yaşıyorlar: O anda yaşanmamış yıllar, kullanılmamış güçlerin biriken öfkesiyle birlikte insanın gögsüne yumruk gibi iniyor.
Oysa minnet ifadesi insanlarda çok nadir görülen bir şeydir, özellikle de minnet duygusu büyük olanlar, duygularını açığa vuracak ifadeyi bulamazlar; şaşkın şaşkın susarlar, utanırlar, zaman zaman da duygularını saklamak için yüzlerini asarlar.
Hiçbir heykeltıraş,hiçbir şair, ne Michelangelo ne de Dante , son ümitsizliğin jestlerini, kendini sağanak halinde halinde yağan yağmura teslim etmiş,kendini korumak için parmağını bile oynatamayacak kadar kaygısız ve yorgun olan bu yaşayan insan kadar güzel hissetmemi sağlayamazdı.