• 176 yılında Hun İmparatoru (Mete) Çin'e şu mektubu gönderdi:
    "Gök tarafından tahta çıkarılmış Büyük Hun İmparatoru (Sanyü), Çin imparatorlarının iyi olup olmadığını saygı ile sorar: Daha önce, majesteleri benimle barış ve dostluk üzerinde görüşürlerdi. Yazdığınız mektupta, duyduklarınızı da bana bildirirdiniz. Böylece (sizinle) anlaşır ve mutlu olurdum.
    Fakat sınırınızdaki memurlarınız, (benim) 'Sağ Bilge Prensime' hücum etmişler ve kötü davranmışlar. Sağ Bilge Prensim de, benim iznimi almadan, Hou İ-lu-hu Nan-chi ile diğer (Hun komutanlarına, sınırdaki) Çin subaylarına karşı dostça olmayan hareketler yapmak için taktik kullanmalarına izin vermiş. Böylece iki hakan arasında anlaşmayı bozmuş ve aramızdaki kardeşçe ilişkilerimizi kesmiştir.
    Siz majestelerinin , içlerinde şikayet bulunan mektupları, bana iki kez geldiler. Bende bir elçi ile yazılı bir cevap verdim. Fakat (elçim) dönmediği gibi, (herhangi bir) Çin elçisi de bana gelmedi.
    Bundan dolayı (Çin) imparatoru bize dostça davranmadılar. (Böylece) komşu devletimiz -(yani Çin)- bize bağlı kalmamış oluyordu. (Burada Mete, Çin'i kendisine bağlı ve tabi bir devlet olarak kabul ediyor)
    ...
    Eğer Majesteleri, Hunların, Çin savunma duvarına yaklaşmalarını istemiyorlarsa, subayları ile orada yaşayan halkın, (duvarlardan) biraz daha uzakta oturmaları için, emir buyursunlar.
    Elçim size gelince, lütfen onu (alı koymayıp), gönderiniz. Elçim altıncı ay -(yani haziranın)- ortasında, (sınırdaki) Hsin-wang adlı yerde olacaktır. (Buna göre Hunlarda, elçi ve ulakların, ne zaman ve nerede olabilecekleri, kesin olarak hesap ediliyordu).