Bilerek yavanı, sıradanı, güvenliyi kucaklayan, bunu sırf hayal kırıklığının getireceği acıdan kurtulmak için yapan bir insanı nasıl bağrına basabilirsin?
Bilgeliği ellerinde tutanlar onu her gelen serseme öylece sunamazlar. İnsanın onu alabilmek için hazırlanmış olması gerekir. Yoksa ona yararından çok zararı dokunur. Ayrıca bilgelin duru sularında yalpa vuran bir sersem suyu bulandırınca herkese de zararı dokunur. Demek ki bilgiyi arayan insan önce sınanmalı, buna layık olup olmadığı anlaşılmalıdır. İşte bundan öğrendiğime göre öğretmenin kaba davranması o sınavın evrelerinden birincisi oluyor. Kişilik bütünlüğünü savunman gerek. Onun kendi davranışını taklit ederek değil. O katı davrandığında sen yumuşaksan o kabalık ettiğinde sen naziksen seni potansiyel olarak öğüde layık görüyor. Görmezse zaten öğretmen değilmiş.
Kendi kaderini kendi tayin etmenin fiyatı hiçbir zaman ucuz değildir. Hele bazı durumlarda düşünülemez bile. Ama insan harikuladeliğe ulaşmak için düşünülemeyecek olanı düşünmek zorundadır.