sultan

sultan
@methodinthemadness
Gereksiz
Lütfen bu kitaba para vermeyiniz. Beyaz yaka söğüşleme kitabı denmişti, çok doğruymuş. İnanılmaz basit düzey kişisel gelişim sözleri ve bir o kadar da dandik kurgu. İşkolik ve şehir hayatından başka bir şey bilmeyen bir kadın Himalayalara gidiyor ve yolda herkes ona hayat dersi veriyor. En sonunda da saçma sapan bir dersle bitiyor. İşin kötüsü karakterin akıllandığını da düşünmüyorum bu yolculukta. İlham aldım, hayatım değişti diyenler muhtemelen zaten kişisel gelişiminin çok başında olan insanlar. Ha siz de belki kendinizi o noktada görüyorsanız belki etkilenirsiniz. Sadece Viktor Frankl İnsanın Anlam Arayışı kitabını okumuş olsanız bile bu tarz kitaplarla vakit kaybetmenize gerek kalmıyor. Gerçi kabahat bende Aristoteles'ten sonra niye bunu eline alırsın...
İnsan ve Hayat
Bugün Kalan Hayatımın İlk GünüMaud Ankaoua · Yan Pasaj Yayınları · 20238,2bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sözde karamsar filozoftan mutluluk tavsiyeleri
9/10
·56 syf.··
2024 29. kitabı
Arthur Schopenhauer'ı ilk kez 4.5 yıl önce, 2020'nin ilk ayında tesadüfen okumuştum... Tesadüfen diyorum çünkü nasıl bir felsefesi olduğuna, kim olduğuna dair hiçbir fikrim yoktu. Kütüphanede Dünyanın Istırabı Üzerine kitabını gördüğümde isminden dolayı hemen çekmişti beni. Tabii o kitabın kendi yazdığı bir kitap değil de bir tür derleme olduğunu da not düşmem gerek. Lisede gördüğümüz felsefeyi saymazsak (çünkü o zamanlar maalesef hiç sevememiştim ezbere dayalı olduğu için) felsefeyle uğraşım o zamanlarda böylece başladı işte... Hemen 2 ay sonra Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar'ı okudum. Sonra da Friedrich Nietzsche ve Irvin D. Yalom'un Schopenhauer üzerine yazdığı kitapları... O yılın sonlarına doğru da en önemli eseri İsteme ve Tasavvur Olarak Dünya'yı okudum. Gerçekten ağır bir kitaptı ve henüz felsefeyle yeni ilgilenmeye başlayan ve üniversitenin de başlarında olan biri olmama rağmen tamamını bitirebilmemi tebrik ediyorum buradan :) Tabii tüm bu okumalar beni onun özel hayatını merak etmeye de itince kalın bir biyografisini Schopenhauer de edinmiştim. Onun tamamını bitirmeye hiç zaman bulamadım ama hala kitaplığımın en kıymetli parçalarından biri. Tüm bu okumalar sonucunda düşündüğüm en temel şey ise şu oldu: Schopenhauer aslında herkesin konuşup durduğu gibi karamsar biri değil! O sadece epey gerçekçi biri... Sonraları YouTube'da Pelin Dilara Çolak'ın Schopenhauer üzerine çektiği videoların yorumlarında birçok insanın da benim gibi düşündüğünü fark ettim tabii. Umarım daha çok insan onun hakkında etraftan duyduklarıyla hareket etmek yerine bir şans verip kendisi okuyarak bir fikir edinir. Bu yazıda ise tüm bu okumalarımdan yaklaşık 4 sene sonra (bu kadar zaman geçtiğini ben de fark etmemiştim çünkü her ne kadar okumayı kessem de hala en sevdiğim filozoflardan biridir) bu ay Mutlu Olma Sanatı kitabını okuma şansı buldum. Aslında epeydir kitaplığımda beni bekliyordu
Alıntı
Mutlu Olma SanatıArthur Schopenhauer · Can Yayınları · 202017,8bin okunma
Arzuyu Yargılamanın 4000 Yıllık Tarihi
8/10
·428 syf.··
2024 27. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Ağustos 2024 21:35
Kitap, 4000 yıl öncesinden başlayıp 19. yüzyıla kadar seksin yasal olarak ne gibi şekillerde kontrol altına alınmaya çalışıldığını dönemlere göre inceliyor. Seks hangi koşullarda meşru idi ya da değildi? Eşcinselliğe, zinaya, tecavüze, enseste ve hayvanlarla ilişkiye bakış zamanla nasıl değişti? Ne gibi davranışlar 'suç' olarak ele alınıp ne tür 'cezalar' alıyordu? Bu soruların cevaplarını birçok vaka örneği üzerinden göstermiş yazar. Önemli ve dolu dolu bir kaynak olduğunu düşünsem de tek başına yeterli bulmadığım bir kitap. Çünkü yazar yalnızca eriştiği tarihi kayıtları bize sunuyor ve bunlar üzerine herhangi bir analizde, kapsamlı bir yorumda bulunmuyor. Böyle olunca da tonlarca bilgi ile yüklenmiş şekilde aklınızda onlarca soruyla kalakalıyorsunuz. Zaten vakalar üzerine bilgilerin çoğu da akıldan uçup gidici olacak muhtemelen. Benim öğrendiklerimden genel olarak çıkarımım, tarih boyunca bir şekilde hep erkeklerin kayırıldığı, seks konusunda cezaların çoğunu suçlu olsun ya da olmasın tamamen keyfi bir biçimde kadınların aldığı, cezaların içeriğinde de inanılmaz insanlık dışı ve sadistçe davranıldığı. Resmen bir an önce aydınlanma dönemine, aklın ortaya çıktığı döneme gelelim artık, diyerek okudum tüm kitabı. Bu bahsettiğim keyfilik o kadar can sıkıcıydı ki söylediğim gibi birtakım soylu/üst sınıftan erkeğin sadistçe isteklerini doyurmak için sergilediği şovlar olmasından başka hiçbir açıklama bulamıyorum. Kitapta detaylı ele alınmadığı için kendim üzerine düşünmek istediğim bazı konu başlıkları şöyle: - Seks ne zaman yalnızca fiziksel bir aktivite olarak görülmeyip duygusal boyutuyla da ele alınmaya başlandı? - Cinsel davranış ile cinsel yönelim ve cinsel kimlik kavramları ne zaman (olması gerektiği gibi) ayrıştırılmaya başlandı? - Korunma yöntemleri ne zaman
Hayata Dair
Seks ve CezaEric Berkowitz · Kolektif Kitap · 2015816 okunma