Bu müthiş işkence ismi beni birden uzak bir maziye sürüklemişti. Babamın kütüphanesinde bir çok siyasi kitaplar, tarihler arasında elime geçen Fransızca “Ermeni İhtilalleri” ismindeki kitapta bu tabire rast geldiğimi hatırlıyorum.
Kitapta, doğu vilayetlerinde Abdülhamid’in memurları tarafından Ermeni ihtilalcilerine tatbik edilen bu işkence enine boyuna anlatılıyordu.
Fındık, bir noktasından deliniyor, içi ayıklanıyor ve bu delikten birçok bit sokuluyor. İşkence edilecek adamın tepesinden usturayla bir yara açılarak bitli fındık, delik noktası iç tarafta kalmak üzere, bu yaraya sokuluyor. Bitler delikten dışarı çıkmak isteyerek kanla ve kesilmiş etle temas edince o kadar müthiş bir acı veriyor ki, en güçlü haydutlar bile gizlemek istedikleri esrarları açığa vurup kurtulmaktan başka bir şey düşünemiyorlar.
Namazın kötülüklerden alıkoymadığı, tesettürün örtmediği,ilmin istikamet vermediği,nasihatin tesir etmediği,ölümün ibret olmadığı,helalin tercih edilmediği,haramın reyting yaptığı bir zamanda yaşıyoruz...
Rabbim yardımcımız olsun.
13-14 yaşlarında okuduğum kitabı aradan 12 sene geçtikten sonra yeniden okuyorum. Sanki ilk defa okuyormuş gibi heyecan ve merakla çeviriyorum sayfaları. :)