Alıp başını gidiyor: üç gün önce ölenler, üç yıl önce ölenler, üçyüz yıl önce ölenler, binüçyüz yıl önce ölenler, bindörtyüz yıl önce ölenler, şu dakikada, şu saniyede, şu anda ölenler.. hepsi, birden, aynı anda, tuhaf, bilinmedik bir dengede eşitleniyor.
Duru bir bahar sabahı gibi insanın içine huzur veren o tebessümü, talihinin göğüne doğmuş iki yıldız gibi parlayan o gözleri kaybettikten sonra diğer yıldızların, güneşin, ayın doğuşunda, batışında hiç bir lezzet, hiçbir güzellik kalır mıydı?