"...şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza. biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana..."
1000Kitap
Kaç mevsim kırlara çıkıp çiçekler topladık mezarlar için Belki ürküttük tarla kuşlarını belki kurdu kuşu ürküttük ama aşkı ürkütmedik hiç Ahmet Telli
Şiir
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bir mevsim-i baharına geldik ki âlemin, Bülbül hâmuş, havz tehî, gülistan harâb
İnsan, elindeki mevsimin kıymetini bilmekten çok, gözünü hep uzaklardaki iklimlere diker; gönlü ise sınırları aşar, sonsuzluğu arar. Ulaşamadığı mevsim, uzakta duran bir hayal gibi ona daha çekici, daha büyüleyici görünür. Oysa her güzelliğe sahip olmak, her çiçeği koparmak, her ufka varmak zorunda değiliz biz. Bazı güzellikler, tam da erişemediğimiz yerde güzeldir. Bazı hakikatler, dokunulduğunda değil; hayranlıkla seyredildiğinde kalbe daha derin işler. Çünkü her şey sahip olmak için değil, kimi şeyler hayret etmek, tefekkür etmek ve gönülde yer etmek içindir. Tıpkı gecenin koynunda parlayan bir yıldız gibi... Ona uzanamayız belki; fakat ışığı yolumuzu aydınlatmaya yeter. İşte sonsuz aşk da böyledir; ona sahip olmak hayaldir, gerçek olan şu ki; o aşkı imanla taşıyabilmek, uzaktan sevmeyi göze almak, hasretiyle olgunlaşmaktır. Zira asıl vuslat, sahip olmakta değil, O Ebedî Sevgili’nin aşkıyla yanıp tutuşurken kendi hiçliğini idrak etmektir. ___ /Güven Taşdemir
1000Kitap
Yaz başıydı gittiğinde. Ardından, senin için üç lirik parça yazmaya karar vermiştim. Kimsesiz bir yazdı. Yoktun. Kimsesizdim. Çıkılmış bir yolun ilk durağında bir mevsim bekledim durdum. Çünkü ben aşkın bütün çağlarından geliyordum. Sanırım lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu yüzündeki kuşkun kedere, gür kirpiklerinin altından kısık lambalar gibi ışıyan gözlerine çerçevesine sığmayan munis, sokulgan, hüzünlü resimlerine lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu Yaz başıydı gittiğinde. Sersemletici bir rüzgar gibi geçmişti Mayıs. Seni bir şiire düşündükçe kanat gibi, tüy gibi, dokunmak gibi uçucu ve yumuşak şeyler geliyordu aklıma. Önceki şiirlerimde hiç kullanmadığım bu sözcük usulca düşüyordu bir kağıt aklığına, belki de ilk kez giriyordu yazdıklarıma, hayatıma. Yaz başıydı gittiğinde. Bir aşkın ilk günleriydi daha. Aşk mıydı, değil miydi? Bunu o günler kim bilebilirdi? "Eylül'de aynı yerde ve aynı insan olmamı isteyen" notunu buldum kapımda. Altına saat: 16.00 diye yazmıştın, ve saat 16.04'tü onu bulduğumda. Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını Takvim tutmazlığını Aramızda bir düşman gibi duran Zaman'ı Daha o gün anlamalıydım Benim sana erken Senin bana geç kaldığını
Seninle aramda kaç şehir, kaç mevsim olursa olsun, ben her gece sana varan bir yol buluyorum içimde.