İnsan, elindeki mevsimin kıymetini bilmekten çok, gözünü hep uzaklardaki iklimlere diker; gönlü ise sınırları aşar, sonsuzluğu arar.
Ulaşamadığı mevsim, uzakta duran bir hayal gibi ona daha çekici, daha büyüleyici görünür. Oysa her güzelliğe sahip olmak, her çiçeği koparmak, her ufka varmak zorunda değiliz biz.
Bazı güzellikler, tam da erişemediğimiz yerde güzeldir. Bazı hakikatler, dokunulduğunda değil; hayranlıkla seyredildiğinde kalbe daha derin işler.
Çünkü her şey sahip olmak için değil, kimi şeyler hayret etmek, tefekkür etmek ve gönülde yer etmek içindir.
Tıpkı gecenin koynunda parlayan bir yıldız gibi... Ona uzanamayız belki; fakat ışığı yolumuzu aydınlatmaya yeter. İşte sonsuz aşk da böyledir; ona sahip olmak hayaldir, gerçek olan şu ki; o aşkı imanla taşıyabilmek, uzaktan sevmeyi göze almak, hasretiyle olgunlaşmaktır. Zira asıl vuslat, sahip olmakta değil, O Ebedî Sevgili’nin aşkıyla yanıp tutuşurken kendi hiçliğini idrak etmektir.
___ /Güven Taşdemir