Önce kar tanesi düştü saçlarıma, Sonra bir sağanak, Ipıslak, sırılsıklam Bir eylül sabahında Sokak sokak çatışırım, Duvarlara adını yazarım, Sonra bir sağanak Sokakta sesim kaybolur, Sonbaharda bir yaprak gibi dökülürüm. Benim mevsimim bitti. Berfin! Sen teslim olma, Senin mevsimin kış, Açarsın yeniden kar altında…🕊️ Necmettin Can 
Şiir
Mahallede aşağılanıp horlanan çelimsiz çocuklar gibiyim. Oyunlara ancak adam eksik olduğunda kabul edilen beceriksiz çocuklar gibi. Hayata katılmakta güçlük çekiyorum. Benim mevsimim sonbahar. Sokakların tenhalaşmaya başladığı vakitler. Tek kişilik oyunlar ustasıyım ben. Tek kişilik özlemler, tek kişilik acılar ustasıyım." Tarık Tufan/Hayal Meyal
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Anladım ki Biz kavuşamayan iki farklı yarım küre gibiyiz Ne benim mevsimim sana uyar, ne seninki bana... En iyisi daha başlangıcındayken yolun Ayrılıp gitmek... Ensari Toprak
Bugün 21 Haziran. Herkes yılın en uzun gününden bahsediyor. Oysa benim için en uzun gün, takvimlerin gösterdiği bu tarih değil; seninle geçirdiğim, yanımda seni hissettiğim. Başının omzumda olduğu, kalp atışlarını hissettiğim o küçük dakikalar varya, İşte benim en uzun zamanım orda saklı. içinde huzur var, mutluluk var, özlem var, sevgi var ve sana dair kurduğum tüm hayaller var. O yüzden kısacık dakikalarım benim için hep 21 Haziran. Bugün güneş gökyüzünde herkese biraz daha uzun süre eşlik etti. Tıpkı senin her içime doğup günümü aydın ettiğin gibi. Sana olan sevgim, senli günlerim, seninle geçirdiğim zamanlar ve sensiz olduğum geceler. Bunların bir zaman ölçüsü yok. Diyemem bir gece sensiz uyudum diye, Asır sürer her gece. Yine diyemem sana sarıldım bir kaç dakika diye, Koca bir mevsim değişir bende. Anlayacağın sevgilim benim senli günlerim Saatlerle, günlerle, aylarla hesaplanmıyor. Bir bakışın, bir gülüşün, bir mesajın bile koskoca bir güne bedel oluyor. Ve ben her geçen gün seni daha çok severken, seninle geçen her anın, her hatıranın değerini çok iyi biliyorum. Eğer bugün yılın en uzun günü ise, ben dileğimi şimdiden tutuyorum, Hayat bana seninle geçireceğim daha çok gün versin. Elini tutabileceğim, gözlerine bakabileceğim, birlikte gülebileceğim, anılar biriktirebileceğim uzun ve güzel günler… Benim en güzel mevsimim sen, en güzel anım sen, en uzun ve en anlamlı günüm de seninle geçirdiğim gün.
benim mevsimim incitir seni
Rüzgâr Gülü, Yok, olmaz... Seninle aynı yolu yürüyemeyiz. Ben sana eşlik edecek doğru yol arkadaşı değilim. Benimle yürüyenlerin ayaklarına çiçekler değil, dikenler batar. Yolum dümdüz uzanan yollar gibi değildir; virajlıdır, yorgundur, yer yer karanlığa sapar. İnsan bir süre dayanır belki ama sonra yürüdüğü yolun ağırlığı omuzlarına çöker. Ben bunu biliyorum, çünkü ardımda bıraktığım izlere dönüp baktığımda hep aynı sessizliği görüyorum. Benim mevsimime güneş pek uğramaz, Rüzgâr Gülü. Gökyüzüm uzun zamandır bulutlarını toplamayı unuttu. İçimde yıllardır iyileşmeyen duygular taşıyorum. Kangrene dönmüş yaralar gibi duruyorlar orada; ne kesip atabiliyorum ne de onlarla yaşamayı öğrenebiliyorum. Her gün biraz daha içime işliyor, biraz daha zehirliyor beni. İnsan bazen acısına alışıyor sanıyor ama alışmak başka, onunla birlikte çürümek başka şeymiş. Ben bunu çok geç öğrendim. Bu yüzden sen yoluna başka bir mevsimde devam et. Ben senin için karanlığım; sen ise benim gözlerimi kamaştıracak kadar aydınlıksın. Senin içinde filizlenen umutları, benim kuraklığıma emanet etmek istemiyorum. Çünkü umut da bir çiçek gibi; yanlış iklimde açmıyor, açsa bile uzun yaşamıyor. Sen baharı hak eden birisin, bense hâlâ kışın içinde kaybolmuş bir yolcu. "Deneyelim" deme. Çünkü bir zamanlar buna ben de inandım. Birinin sevgisinin mevsimimi değiştirebileceğini sandım. O da güneşe aldanıp gelmişti. Ufukta gördüğü birkaç ışığı bahar sanmıştı. Oysa ışık başka şeydi, sıcaklık başka. İklimim yaşatmadı onu. Elimde kalan tek şey fırtınanın gürültüsü oldu. Şimdi aynı hikâyeyi bir kez daha yazamam. Bir başkasının gözlerinde sönen ışığı izlemek kadar ağır bir şey yokmuş. Bu yüzden git demiyorum sana; sadece durduğum yerin sana göre olmadığını söylüyorum. Çünkü sevgi bazen birini yanında tutmak değil,
"Son Mevsim"
Sesin gelmeyince gece büyüdü içimde, Karanlık dallar saldı en kuytu yerimde. Bin türlü felaket geçti aklımın kıyısından, Sabah oldu, ben kaldım korkuların içinde. Düşündüm ki belki bir fırtına koptu evinde, Belki hüzün oturdu ansızın gözlerinde. Sana değen en küçük acı ihtimali bile Bir ömürlük yara açtı benim yüreğimde. Bir tarafı cennet bu sevdanın, bir tarafı yangın yeri, Bir yanımda güller açar, bir yanımda kış geceleri. Ne sana varabiliyorum ne senden vazgeçebiliyorum, Adını anınca bile değişiyor kalbimin mevsimleri. Bir tarafı rahmet gibi, bir tarafı kıyamet gibi, Hem şifasın yaralarıma hem de açan hasret gibi. Senden başka neyi düşüneyim şu dünya telaşında, Ömrüm senin gölgende geçti sessiz bir ibadet gibi. Bir tarafı cennet bu sevdanın, bir tarafı cehennem ateşi, Yanıyor muyum, yaşıyor muyum, ben de bilmiyorum şimdi. Bildiğim tek şey şu; bu dünyada herkes geçip giderken, Benim içimde kalan son mevsimim sensin sevgili.. Bu şiir kurgu değil, bir hayal de değil… daha çok, dün gecenin içinde sıkışmış duyguların sessizce kağıda sızmış halidir...