Bari hissediyor muyum, düşünüyor muyum, var mıyım, bunları biliyor muyum acaba? Bir şey bildiğim yok: Renklerden, biçimlerden ve ifadelerden oluşan nesnel bir şema var, ben de onun sallanıp duran, iskartaya çıkmış aynasıyım.
Her şey yararsız ve yararsızlığıyla beni çarpıyor. Yaşadığım her neyse unuttum, sanki biri anlatmış, ben de dalgınca dinlemişim. Ne olacağım hakkında hiçbir fikrim yok, onu da çoktan yaşadım ve unuttum belki de.
Eğrisiyle doğrusuyla hesaplandığında, dünden ne kaldıysa, yarından ne kalacaksa bugünden geriye de o kalır: hep aynı olmaya, hep bir başkası olmaya duyulan doymak bilmez, sonsuz arzu.
Anlaşılmanın verdiği nefis zevk, bunu en çok isteyenlere yasaktır - çünkü karmaşık, anlaşılamamış varlıkların özelliğidir bu; ötekiler, yani herkesin anlayabileceği basit insanlar ise - onlar hiçbir zaman anlaşılmaya ihtiyaç duymaz...
Kader ne büyük bir işkence! Kim bilebilir yarın ölmeyeceğimi! Kim söyleyebilir bugün ruhumun başına korkunç bir şey gelmeyeceğini! Bunlar aklıma gelince, kendime duyduğum şüphenin bile nelerle karşılaşacağını bilmezken, bizi hep daha ileriye gitmeye zorlayan yüce zorbadan korkuyorum.