Var olmayan bir şehrin varoşlarıyım ben, yazılmamış bir kitabın gereksiz yere uzatılmış yorumuyum. Hiç kimseyim, hiç kimse. Ne hissetmeyi bilirim, ne düşünmeyi, ne istemeyi. Yazılacak bir romanın kahramanıyım, beni tamama erdirmeyi başaramamış bir varlığın düşleri arasında, hiç var olmadığım halde bin parçaya ayrılmış, havaya karışmış, salınıyorum.
Bugün durup dururken saçma ama doğru bir duyguya kapıldım. Bir an bir şimşek çaktı ve hiç kimse olmadığımın farkına vardım, kesinlikle hiç kimse değilim ben.
Düşünce yüksek bir mertebeye ulaştığı halde zarafetten yoksun olabilir, o zaman da ruhlar üzerindeki gücünü kaybeder. İşbilirlikten yoksun bir güç, sadece bir yüktür.
Bugün kendi dinimde münzeviyim. Bir fincan kahve, bir sigara, bir de düşlerim; göğün, yıldızların, işin, aşkın ve hatta güzelliğin ya da ihtişamın yerini gayet rahat doldurabilir. Deyim yerindeyse hiçbir uyarıcıya ihtiyacım yok. Ben afyonumu, kendi ruhumda buluyorum
Bütünlüğünü koruyarak aci çekenlere ne mutlu. Sıkıntı çekseler de tuzla buz olmayanlara, inançsızken bile inananlara ve art niyetsizce güneşin altına serilebilenlere.