İçsel dertlerimizi nesnelleştirme eğilimi atalarımızdan gelmektedir; kanımıza mitoloji sinmiştir, edebiyat da etki düşkünlüğünü yerleştirmiştir içimize...
Oradadır, kandaki kor yığınında, her hücrenin burukluğunda, sinirlerin ürpertisinde, nefret yayan o hırçın dualarda, dehşeti kendi rahatlığına dönüştürdüğü her yerde...
“Benle bir daha hiç karşılaşmayacağım," der kendine; son nefretini kendine yönelttiği için mutludur; varlıkları ve şeyleri -affederken- yok ettiği içinse daha da mutludur.
Şu yeryüzü - Yaratıcı'nın günahı! Fakat artık başkalarının günahlarının kefaretini ödemek istemiyorum. Kıtaların dışındaki bir can çekişmede, akışkan bir çölde, gayri şahsî bir batışta, doğumumun etkisinden kurtulmak istiyorum.