Şüphesiz Batılıların İslam'ı homojen ve tekdüze bir yapı olarak görmesi büyük bir hatadır. İletişim araçlarının bu kadar geliştiği dünyamızda insanların İslam ve Müslüman toplumlar hakkında genel-geçer hükümler, ön yargılar ve çarpık algılara sahip olması, affedilebilir bir hata değildir. Fakat aynı şekilde tersinden bir oryantalizmle Batı'nın tekdüze, homojen ve monolitik bir dünya olduğu-nu söylemek de yanlıştır.
Hukukta Ehl-i kitap ve zimmî kavramlarıyla hayat bulan hoşgörü yaklaşımı, kültür alanında farklı geleneklerin İslam dairesine tedrîcî olarak girmesiyle derinlik kazandı. Böylece İslam medeniyeti, kendisine özgü dünya görüşü ve sosyal-hukukî yapısıyla bir tarafta yeni bir toplum ve kültür üretirken öte tarafta irtibata geçtiği bütün kültürleri kendi medeniyet havzasında eritmeyi başardı.
İdarecilerimiz, haça tapınmanın işlerini yoluna koyacağını bilseler derhal haça taparlar. Onların Hristiyanlardan yardım istediklerini, onlara müslümanların namusuyla oynama fırsatı verdiklerini ve bu sayede müslümanların esir alınarak götürüldüklerini görüyoruz.
Gırnatada yaşayan Müslüman erkekler, 16.yy başlarından itibaren dinî inançlarının anlaşılması için, başlarına taktıkları şapkalarda mavi yarımay şeklini taşımak zorundaydılar ki, aksi takdirde cezaya çarptırılıyorlardı.