Deli gönül nasihatım var sana Yüze gülen dostan sakın kendini Açıp gözlerini gafletten uyan Yüze gülen dostan sakın kendini
Her gördüklerine sırrını açma Mecliste oturup badesin içme Düşmanın ne kadar zor gelse kaçma Yüzüne gülen dostan sakın kendini
Namert olanlardan ahdine durmaz Dost mudur düşman mı kimseler bilmez Son pişmanlık hiç fayda vermez Yüze gülen dostan sakın kendini
Bir saat barışsa beş saat küser Kastedip de paslı yay gibi basar Fırsatın bulunca boynunu keser Yüze gülen dostan sakın kandini
Köroğlu sen iste gel haktan yardımı Soran olur ise ben böyle gördüm Doğruluk edeli murada erdim Yüze gülen dostan sakın kendini
İyi değildir bu yolda aymazlık, Çok uzatma, işin var bunca yıllık.
Yazık, kibir işini çok uzattın, Kendi kendini gönüllerden attın.
Etmedin bir gün gönül pazarını, Candan dinlemedin dost haberini.
Ne kadar yeleceksin, dünya için? Bir gün bir şey yapmadın Mevla için.
Tutamazsın, koşma dünya peşinden, Ecel yol bağlamış, aşamazsın sen!
Şu beş günlük ömür, bu harca yetmez, Sağır mı kulağın niçin işitmez?
Bence insanlara hükmetmek arzusu manasızdır... Etrafımız o kadar çirkefle dolu ki, temiz kalmak için bir tek çare kendi dünyamıza çekilmek ve muhitle, hiç olmazsa manen, alakamızı kesmektir!
Minimini kafalarımızı ukalaca kitaplar, birbirinden çürük bilgiler, neticesi olmayan hesaplar ve Allah kahretsin, karmakarışık menfaat düşünceleri dolduruyor...